[ OZDERIN,M. ]
15 KASIM 2006 CARSAMBA GUNLU GAZETELERDEN BASINDA YARGI HABERLERI OZDERIN,M.
msn : ozde...@hotmail.com
15 Kasım 2006 Tarihli ve 26347 Sayılı Resmî Gazete
MEVZUAT
YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
BAKANLAR KURULU KARARI
2006/11160 Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında Karar
YÖNETMELİKLER
2006/11122 Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
Türkiye Cumhuriyeti Sınırları İçinde İniş veya Kalkış Yapan Türk ve Yabancı Sivil Hava Araçları Malî Mesuliyet Sigortası Hakkında Yönetmelik
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Sicil Amirleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
TEBLİĞLER
Katma Değer Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 101)
Ham Elmas Dış Ticaretinin Düzenlenmesine ve Denetlenmesine Dair Karara İlişkin Tebliğ (No: 2006/1)
--------------------------------------------------------------------------- -----
İmam hatip mezunlarına üniversite yolu açıldı
17. Milli Eğitim Şurası'nın ikinci gününde alt komisyondan beklenen karar çıktı. İmam hatip lisesi mezunlarına hukuk, siyasal, öğretmenlik yolunu engelleyen katsayı kaldırıldı. Komisyondaki oylamada 'katsayı uygulamasının kaldırılarak herkesin istediği alanda üniversiteye gitme hakkı verilmesi' kararı 4'e karşı 66 oyla alındı.
Milli Eğitim Şurası'nda ÖSS ve ortaöğretim konusunun ele alındığı alt komisyonun ilk kararında, ÖSS'de bütün engellerin kalkması istendi. Alt komisyonda Divan Başkanı Prof. Dr. Ömer Asım Saçlı'nın yönlendirmesiyle, ortaöğretimin yeniden yapılanması yerine üniversiteye geçişle ilgili önerilerin oylaması yapıldı. Oylamada, 'Herkesin alanında yükseköğretime devam etmesi' önerisi reddedilirken katsayı uygulamasının kaldırılması kabul edildi.
ÇYDD'den PROTESTO
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Başkanı Türkan Saylan, şurayı bakanlığın, hükümetin seçim yatırımı olarak planlayıp topladığını öne sürerek, 'Oylama sonucunda da her şey açıkça ortaya çıktı. Çağrılanların büyük kısmı kendilerindendi. Biz ise konu mankeni olduk' dedi. Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer ise, çalışmaları protesto etmek için oylamaya katılmadığını ifade etti.
Sibel KAHRAMAN / Kıvanç EL [ Akşam ]
--------------------------------------------------------------------------- -----
Hâkim ve savcı alımına fren
Danıştay, hâkim ve savcı alımında bakanlığa sınav yetkisi veren bir hüküm bulunmadığını kaydetti
ADNAN KESKİN /RADİKAL
ANKARA - Danıştay, Adalet Bakanlığı'nın hâkim-savcı alımındaki yetkisini frenleyerek, bakanlığın hâkim-savcı adayı sınavı ve buna esas yönetmeliğin yürürlüğünü durdurdu. Davayı açan Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV), "Karar yargı bağımsızlığı açısından çok önemli. Bir dönem kapanacak" diye konuştu.
Yargıda siyasallaşma ve kadrolaşma eleştirilerinin odak noktasını oluşturan Adalet Bakanlığı'nın sınav ve mülakatla hakim ve savcı alması işlemiyle ilgili Danıştay çok önemli bir karara imza attı. Durdurma kararı kaldırılmadığı veya iptal davası esastan reddedilmediği sürece bakanlığın hâkim ve savcı almasının önünü kesen karar, kısa süre önce kurulan YARSAV'ın açtığı davada alındı. YARSAV, bakanlığın idari yargıda 100, adli yargıda 500 hâkim ve savcı adayı alımına yönelik sınav ilanıyla, buna esas olan Adli ve İdari Yargıda Hâkim ve Savcı Adaylığı Yazılı Sınav, Mülakat ve Atama Yönetmeliği'nin durdurulması ve iptalini istemişti. YARSAV, Bakanlık yetkilerinin yargı bağımsızlığı ilkesine aykırı olduğunu savunmuştu.
Bakanlık davayı beklemedi: Ancak bakanlık, açılan davaya rağmen süreci başlatmış ve idari yargı hâkim adaylığı için yazılı sınav ÖSYM tarafından 15 Ekim 2006'da yapılmıştı. Adli yargı hâkim adaylarının yazılı sınavı da 25 Kasım'da yapılacaktı. Bakanlık, geçen hafta da idari yargı hâkim-savcı adaylığı yazılı sınavını kazanan 482 adayın listesini açıklamış, mülakat tarihini de duyurmuştu. Danıştay'sa davalı bakanlıktan savunma istemişti.
Bakanlığa ret, sınava iptal: Danıştay 12. Dairesi, bakanlığın 'dava reddedilsin' savunmasını yeterli bulmadı ve bakanlığın idari ve adli yargı hâkim ve savcı adayı alımına ilişkin ilanları iptal etti.
Sınav yetkisi yok: Daire kararını, gerek Hâkimler ve Savcılar Kanunu, gerek Adalet Bakanlığı'nın Kuruluşuna İlişkin Kanun'da, 'Adalet Bakanlığı'nın hâkim ve savcı adaylarını almada sınav yapma yetkisi' olduğuna dair bir hüküm bulunmadığı' gerekçesine dayandırdı. Danıştay, sınava esas olan yönetmeliğin tamamının yürütmesini de durdurdu.
'Bir dönem kapandı'
Bakanlık ve ÖSYM karara itiraz ederse, konuyu Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu görüşecek.
YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu "Karar yargı bağımsızlığı açısından çok önemli. Yargıda bir dönem kapanacak. Karar, yetkinin bakanlık değil, Hâkim ve Savılar Yüksek Kurulu'nca (HSYK) kullanılması gerektiğine de karine oluşturuyor" diye konuştu.
--------------------------------------------------------------------------- -----
KESK, 301. maddenin değiştirilmesini istedi
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, hükümete 301. madde konusunda destek verdi.
Tombul ve Soğancı, "Hükümet, demokrasi konusundaki söyleminde samimi ise yapması gereken şey, düşünce ve ifade özgürlüğünü engelleyen 301. maddeyi kaldırmaktır." dedi. İki başkan, yaptıkları yazılı açıklamada, TCK'nın 301. maddesinin, düşünce ve ifade özgürlüğünü engelleyici bir içeriğe sahip olması sebebiyle eleştirildiğini hatırlattı. Hükümetin bu maddenin yeniden düzenlenmesi sürecine sivil toplum örgütlerini de dahil ettiği dile getirilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Düşünce ve ifade özgürlüğünü engellemeye yönelik yasaların varlığı, demokratikleşme sürecine vurulmuş darbelerdir. Bu nedenle Türkiye'nin gerçek anlamda demokratik bir hukuk devleti olabilmesi için düşünce ve ifade özgürlüğünün önünde engel olan maddeler üzerinde bazı düzenlemeler yapılması ya da başka maddelerin içine konulması bir çözüm olamaz." Ankara, aa [ Zaman ]
--------------------------------------------------------------------------- -----
DEVRİMCİ SOL ANA DAVASI
Sanıklardan savcıya eleştiri
İstanbul Haber Servisi - Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi tarafından 1981 yılında açılan ve Yargıtay'ın "eksik evrak" nedeniyle bozduğu 1243 sanıklı Devrimci Sol ana davasının yeniden görülmesine devam edildi. Kayıp 100 klasörünün bulunamadığı, iddianamesinin aslının olmadığı davada, ölen sanıklar hakkında da cezaların istendiği mütalaanın geri çekilmesi istendi. Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuksuz 19 sanık katıldı. Sanıklar, 12 Eylül hukukunun devamı olan davanın düşürülmesini talep ettiler. Cumhuriyet savcısının savunmaları dinlemediğini söyleyen sanık Mehmet Doğan 'ın, "Biz im için idam isteyen savcı dosyaları mahkemede inceleme fırsatı buluyor" sözlerine Cumhuriyet savcısı müdahale etti.
'Yargılamanın kalitesi düştü'
Sanık avukatı Taylan Tanay , sanıkların savunmaları dinlenmeden esas hakında mütalaa verildiğini dile getirerek, ölenler hakkında bile ceza istenmesinin yargılamanın kalitesini ortaya koyduğunu dile getirdi. Tanay ve diğer sanık avukatları, koşullar sağlanmadan esas hakkında savunma yapamayacaklarını ifade ettiler. Duruşma sonrasında adliye önüne gelen Haklar ve Özgürlükler Cephesi üyeleri, " 12 Eylül'den bugüne 12 Eylül hukuksuzluğu sürüyor" yazılı pankart açarak, yargılamanın hukuksuz olarak sürdüğünü ifade ettiler.
--------------------------------------------------------------------------- -----
Mahkeme Bucak için Yargıtay'a direndi
Yargıtay, Bucak'ın 'çete yöneticisi' olarak ceza almasını isterken, mahkeme çete üyesi bile saymadı
ADNAN KESKİN /RADİKAL
ANKARA - Susurluk çetesi davası sanıklarından eski DYP milletvekili Sedat Edip Bucak'ın yalnızca 'çeteye yardım'dan bir yıl hapse mahkûm edilmesi, 'mahkemenin Yargıtay'a direnişi' olarak görüldü. Çünkü, Yargıtay Bucak'a çete yöneticiliğinden ceza istemiş, önceki çete sanıklarının cezalarının üst sınırdan verilmesini, cezada indirim yapılmamasını ve ertelenmemesini de onaylamıştı. Mahkeme ise Bucak'ı çete üyesi bile saymadı.
Bucak, Susurluk'ta en başından beri tayin edici bir role sahipti. Ülkücü çete lideri Abdullah Çatlı, polis şefi Hüseyin Kocadağ ile manken Gonca Us'un yaşamını yitirdiği kazada sağ kurtulan Bucak'ın sahibi olduğu Mercedes marka aracın bagajında Emniyet'in kayıp silahları da bulunmuştu.
Dokunulmazlığı nedeniyle yargılanmasına geç başlanan Bucak'ın bu silahlarla ilgili davası affa girmiş, mahkeme çete suçundan da beraat vermişti. Ancak Yargıtay kararı bozunca Bucak yeniden yargılandı. Dava önceki gün karara bağlandı. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi önceki gün Bucak'a yalnızca 'çete üyelerine yardım'dan bir yıl 15 gün hapis verdi, bunu da erteledi. Davadan hapis cezası çıkmasına rağmen, Yargıtay kararına direnme sayılıyor. Çünkü bu karara, Yargıtay'ın Bucak'la ilgili tespitleri yansımadı. Daha önce Korkut Eken, İbrahim Şahin ve diğer özel timcilere çete üyeliğinden cezaları onayan Yargıtay 8. Ceza Dairesi Bucak'la ilgili de şu tespitleri yapmıştı:
İlişkiler meşru değil: Susurluk hükümlüleri ile Bucak'ın ilişkilerinin rastlantısal ve meşru olduğunu kabul etmek mümkün değildir.
Eken, Şahin, Hoştan, Kırcı: Emekli Yarbay Korkut Eken, Emniyet Müdürü İbrahim Şahin, polis memurları, kumarhane işletmecileri Sami Hoştan ve Ali Fevzi Bir ile katliam hükümlüsü Haluk Kırcı'nın da Bucak ile 'yakın ilişki' içinde oldukları...
Çete yöneticisi: Sanığın 'cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak'tan mahkûmiyetleri kesinleşen diğer sanıklarla aynı teşekkül içinde yer aldığı ve yönetici durumunda olduğu...
Ceza bu olmalı: Sanığın TCK'nın 313/2-3-4. madde ve fıkraları (silahlı çete, çetede yöneticilik) uyarınca mahkûmiyeti gerekirken beraate karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
--------------------------------------------------------------------------- -----
TCK 301 sivil toplumu böldü
301 için değişiklik teklifi hazırlamak üzere bir araya gelen sivil toplum örgütleri tek metin çıkarmak için uzlaşı arıyor. Sürecin dışında kalan KESK ve TMMOB ise '301 kaldırılsın' diyor
15/11/2006
RADİKAL - ANKARA - Hükümetin, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 'Türklüğe hakaret' suçunu düzenleyen 301. maddesi konusunda öneri istediği sivil toplum örgütlerinin (STÖ) başkanları, ortak öneri metnine bugün son şeklini verecek. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın "Somut öneri getirin" çağrısı üzerine çalışmaya başlayan ve aralarında TOBB, Türk Tabipler Birliği (TTB), İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) ve DİSK'in bulunduğu sivil toplum örgütleri dün ikinci kez toplanarak değişiklik önerilerini teke indirmeye çalıştı. KESK ve TMMOB ise maddenin tamamen kaldırılmasını istedi.
Toplantıların ilkini 11 Kasım'da yapan sivil toplum kuruluşları hukukçuları dün Ankara'da ikinci kez buluştu. Çalışmaya katılan kuruluşların yöneticileri Radikal'in sorularını şöyle yanıtladı:
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi: Hukukçularımızın çalışmasının sonuçlanması halinde yarın (bugün) biz de başkanlar olarak bir araya geleceğiz, ortak bir açıklama yapacağız. Fikir özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması için mücadele ediyoruz.
DİSK avukatı Ergin Cinmen: Üzerinde uzlaşılmış tek metin yok, birçok görüş var. Ancak toplantıda önerilen metinler ve tartışmalarla ilgili bilgiler başkanlara artarılacak. Kararı onlar vereceği için biz konuşmama kararı aldık.
İKV Başkanı Davut Ökütçü: Yapılan teknik düzeydeki çalışma, bu akşam 21.00'de Ankara'da toplanacak başkanlar komitesine takdim edilecek. Başkanlar bu metin üzerinde değerlendirmede bulunarak nihai şeklini verecek. Aşağı yukarı ortak bir metin çıktı sayılır. Ufak tefek görüş ayrılıkları var. Biz, 301. maddenin sarih, net bir ifadeyle yeniden kaleme alınmasını amaçlıyoruz.
Edinilen bilgiye göre, toplantıya katılan hukukçular, tek metin üzerinde anlaşamadı, her öneriye farklı itirazlar geldi. 301'deki 'Türklük' ifadesi yerine 'Türk ulusu' ifadesinde uzlaşıya yaklaşıldı. Toplantıda önerilen 'Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan kişilerden oluşan Türk ulusunu alenen aşağılama' ifadesi üzerinde de tartışma yaşandığı öğrenildi.
301'de değişiklik teklifinin netleşmesi beklenen bugünkü toplantıya TOBB, İKV, TÜSİAD, Türkiye İşverenler Sendikası (TİSK), Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB), Türk-İş, DİSK, Hak-İş, Memur-Sen, Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Televizyon Yayıncıları Derneği başkanları katılacak.
'Değiştirme çözüm değil'
301'le ilgili değişiklik çalışmalarına katılan örgütler içinde yer almayan KESK ve TMMOB ise maddenin tamamen kaldırılmasını istedi. KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul ve TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, dün ortak bir yazılı açıklama yaparak şunları kaydetti: "Türkiye'nin gerçek anlamda demokratik bir hukuk devleti olabilmesi için ifade özgürlüğünün önünde engel olan maddeler üzerinde bazı düzenlemeler yapılması ya da başka maddelerin içine konulması bir çözüm olamaz. Eğer hükümet, demokrasi söyleminde samimi ise ifade özgürlüğünü engelleyen 301. maddeyi kaldırmalıdır."
--------------------------------------------------------------------------- -----
Yetti artık
Asayiş rakamları meydanın hırsıza, arsıza kaldığını vatandaşın sokağa çıkamaz hale geldiğini gösteriyor
15.11.2006 VATAN
17 aylık bebeğe tecavüzle sarsılan ve Googleda yapılan çocuk pornosu aramalarında ilk sıraya yerleşen Türkiye, gasp ve kapkaçın ardından cinsel suç cenneti olma yolunda ilerliyor. Emniyet Genel Müdürlüğünün verilerine göre ülkemiz bu hızla giderse, her 6 dakikada bir kadının tecavüze uğradığı ABDye yetişecek. Zira geçtiğimiz yıllarda gasp ve kapkaç vakalarında yaşanan patlama bu yıl cinsel suçlara kaydı. Cinsel içerikli laf atmak, konuşmak, başkasının bedenine dokunmak, pornografik film izlemek ve izlettirmek gibi cinsel suçlar, 2006nın ilk 9 ayında geçen yılın 12 ayına oranla yüzde 77.7 artış gösterdi. Geçen yıl bin 802 olan müstehcen hareketler 2 bin 402ye, 992 olan ırza geçme 1206ya, 232 olan evlenme vaadiyle kızlık bozma 318e, 341 olan pornografik yayın izleme ise 582ye fırladı.
TEHDİT VE KÜFÜR FAVORİ
Türkiyede geçen yıl her gün ortalama bin 336 suç işlenirken, bu yılın 9 ayında bu rakam 2 bin 191e yükseldi. Bu da asayiş olaylarında yüzde 60lık bir artışa tekabül ediyor. Geçen yıla göre artan suçlar arasında, 10 bin 809dan 21 bin 204e yükselen tehdit ilk sırada. Mala karşı işlenen suçlar arasında ise ev ve otodan hırsızlıkla, kapkaçtaki artış dikkat çekiyor. 2005te evden hırsızlık 53 bin 932 olurken, bu yılın 9 ayında 67 bin 70e, otodan hırsızlık suçu da 39 bin 705den 53 bin 20ye yükseldi. Geçen yıl işlenen 7 bin 168 kapkaç ise bu yıl 9 bin 668e çıktı.
ORGANİZE SUÇLAR DÜŞTÜ
Bu yılın en şaşırtıcı sonucu ise organize suçlarda... Geçen yıl bin 574 organize suç meydana gelirken, bu yılın 9 ayında meydana gelen organize suç sayısı bin 306ya düştü. Organize suçlar arasında geçen yıla göre toplu kaçakçılık ve nükleer madde kaçakçılığı suçlarında artış gözlendi. Geçen yıl 54 toplu kaçakçılık suçu meydana gelirken bu yılın 9 ayında bu rakam 67ye, nükleer madde kaçakçılığı 3ten 4e yükseldi.
POLİS KAÇAR HALE GELDİ
Suç oranlarındaki artışı yorumlayan uzmanlar ve yetkililer umutsuz. Eski İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, suçların artmasındaki en önemli etken olarak güvenlik güçlerinin moralinin bozuk olmasını gösteriyor: Güvenlik güçleri mevcut yasaları, kendileri için yeterli güvence olarak görmüyor. Kendilerine sahip çıkılmadığını düşünüyorlar. Bir müdahele anında silah kullandığı zaman hakimin karşısına çıkarılıp suçlu sayılacağını biliyor. Polis artık suçludan kaçar hale geldi. Aman suç işlendiğini görmemeyim diyor. Türk Ceza Hukuku Derneği Başkan Yardımcısı Avukat Fehmi Demir ise suç patlamasını küreseleşmeye bağlıyor: Bugün dünyada egemen olan küresel sistem suç alanını genişleterek varlığını yürütülebiliyor. Bu geri kalmış ülkelere daha geniş yansıyor. Küreselleşmenin en önemli sonucu ekonomik olarak insanlarların zor durumda olmasıdır. İnsan kaçakçılığı, organ ticareti gibi suçlar artıyor.
--------------------------------------------------------------------------- -----
Helsinki'de taciz Pendik'te gözaltı
Zülfikar Ali AYDIN - İSTANBUL/ MERKEZ/SABAH
2 çocuk babası A.T. web kamerayla bağlandığı Helsinki'deki 2 kız kardeşin önünde soyunup cinsel organını gösterdi. Pendik'te yaşayan A.T. yakalandı.
Finlandiya'nın başkenti Helsinki'deki 2 kız kardeşe internette kamera bağlantısıyla soyunup ve cinsel organını gösteren ve sözlü tacizde bulunan 46 yaşındaki iki çocuk babası A.T. Pendik'te yakalandı. Kızlarının bilgisayar loglarında cinsel içerikli görüntüler bulan anne babanın başvurusu üzerine bilgisayarının IP numarasından adresi tespit edilen A.T. için savcılık soruşturma başlattı.
Pendik'ten Helsinki'ye
Helsinki-Pendik hattındaki taciz olayı Finli anne-babanın küçük iki kızlarının bilgisayarında yetişkin bir erkeğin cinsel organına ait fotoğrafları görmeleriyle ortaya çıkarıldı. Finli çift, 11 ve 12 yaşındaki kızlarına fotoğrafları aynı kişinin gönderdiğini anladı ve soluğu poliste aldı. Finlandiya polisi, küçük kızlara bir chat programı olan Messenger üzerinden kamerayla görüntüleri aktaran bilgisayarın IP numarasını (internet protokol numarası) belirledi. Görüntülerin Türkiye'den gönderildiğini anlayan Finlandiya polisi İnterpol'e başvurdu. Adalet Bakanlığı da suç yerinin "Pendik" olarak tespit edilmesinden sonra dosyayı Pendik Cumhuriyet Savcılığı'na iletti. Savcılık uluslararası taciz skandalı için İstanbul Emniyet Müdürlüğü Bilişim Suçları Şube Müdürlüğü'nden görüntülerin gönderildiği bilgisayarın bulunduğu adrese baskın yapmasını istedi.Polis, Pendik'de bilgisayarın bulunduğu eve yaptığı baskınla 46 yaşındaki A.T.'yi gözaltına aldı. 2 çocuk babası olan A.T.'nin Finlandiyalı kızkardeşlerle, internet üzerinden chat programı ve webcam olarak adlandırılan kamera ile görüştüğü anlaşıldı. Hakkında "çocuklara taciz" suçlamasıyla soruşturma açılan A.T.'nin Fin'li küçük kızlara taciz içerikli mesajlarla birlikte, cinsel organını da gösterdiği ileri sürüldü.
Uzmanların uyarıları
Bilişim uzmanları çocukların korunması için anne ve babalara filtre programları kullanmasını öneriyorlar. Uzmanların önerileri şöyle:
* Bilgisayar kullanan çocuğu kontrol etmek için oda kapısını açık bırakın.
* Bilgisayar ekranının, odaya girdiğinizde hemen görülebilecek şekilde kapıya dönük olmasına dikkat edin.
* Çocuğunuzun internetteki hareketlerini kontrol ve denetimi sağlayan "Parental" yazılımlar kullanın ve çocuğunuzun girdiği siteleri denetleyin.
* Çocuğunuzun kullandığı chat programlarını kontrol edin.
--------------------------------------------------------------------------- -----
Yatağı ayırmadan boşanma yok
Boşanma sürecinde, aynı evde yaşayan, aynı yatakta yatan, birlikte tatile, pikniğe giden çiftler boşanamayacak
Gökçer Tahincioğlu - Milliyet
Yargıtay, boşanma davalarında emsal oluşturabilecek kriterler belirleyerek, aynı evde yaşayan, aynı yatakta yatan, birlikte tatile giden çiftlerin evlilik birliğinin sarsılmasından söz edilemeyeceğini vurguladı.
Karara konu olay, ayrılmaya karar veren bir çiftin açtığı boşanma davası sırasında yapılan inceleme sonunda verildi.
Söz konusu çift, evlilik birliklerinin temelden sarsıldığını, bu nedenle boşanmak istediklerini belirterek dava açtı. Yerel mahkeme de çiftin talebi doğrultusunda boşanmalarına karar verdi.
Ne işin var tatilde?
Kararın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise çok sayıda boşanma davasını yakından etkileyebilecek bir karara imza attı. Yerel mahkemenin kararını bozan daire, bozma kararına gerekçe olarak da çiftin aynı evde yaşamalarını, aynı yatağı kullanmalarını, birlikte tatile ve pikniğe gitmelerini gösterdi.
Aynı yatağı ve evi kullanan, birlikte tatile ve pikniğe giden çiftin evlilik birlikteliğinin temelden sarsılmış olamayacağını kaydeden daire, boşanma yönündeki kararın bu nedenle hukuken hatalı bulduğunu bildirdi.
Karar emsal oluşturacak
Karara göre, çiftler, evlilik sürecinde yaptıkları eylemleri, boşanma davası sırasında da sürdürürlerse boşanamayacaklar.
Çiftlerin birlikte yatma, ortak evi kullanma, ortak sosyal organizasyonlara katılma gibi eylemleri, birlikteliğin devam ettiği ve boşanmaya gerek olmadığı şeklinde yorumlanacak. Boşanmak isteyen çiftlerin bu tip eylemlerden uzak durmaları gerekecek.
`Ailenin Korunması`nda kapsam genişliyor
Hükümet, sadece evliler için olan `aile içi şiddet mağduru` kapsamlı Ailenin Korunmasına Dair Kanun`un kapsamını genişletiyor. Yeni düzenlemeye göre, mahkemece ayrılık kararı verilen veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı olan veya evli olmalarına rağmen fiilen ayrı yaşayan aile bireyleri de kanunda öngörülen koruma tedbirlerinden yararlanabilecek. Böylece şiddet mağdurlarının kapsamının genişletilmesi amaçlanıyor.
--------------------------------------------------------------------------- -----
İstanbul Barosu, seçimde başörtülü oy kullanan avukat avına çıktı
Siyasi ve ideolojik tartışmalarla gündeme gelen İstanbul Barosu, başörtülü avukat avına çıktı. 15 Ekim'de yapılan ve Kazım Kolcuoğlu'nun tekrar kazandığı baro seçimlerinde, başörtülü oy kullanan iki avukat hakkında disiplin soruşturması açıldı.
İstanbul Barosu Başkanlığı tarafından avukatlara gönderilen tebligatlarda, yirmi gün içinde savunma vermeleri istendi. Diğer meslektaşları gibi sandık başına giderek oy kullanan başörtülü avukatlar demokratik haklarını kullanıp oy attıkları için suçlanıyor.
Baronun açtığı disiplin soruşturması, hukukçuları rahatsız etti. İstanbul Barosu eski Başkanı Yücel Sayman, seçimlerde avukatların başları kapalı olarak oy kullanmalarını engelleyecek hiçbir hukuki gerekçenin olmadığını vurguladı. Seçimlerde başkan adayı olarak yarışan avukat Satılmış Şahin ise baro yönetimince alınan kararı 'kabul edilemez' olarak değerlendirdi.
Seçimlerde diğer meslektaşları gibi oy kullanan iki bayan avukat, başlarına geleceklerden habersiz, seçimden sonra işlerinin başına döndü. Fakat geçtiğimiz gün İstanbul Barosu Başkanlığı'ndan gelen yazı avukatları şoka uğrattı. Başkan Kolcuoğlu ve yönetim kurulu üyelerinin imzasını taşıyan tebligatta, 'başı kapalı olarak seçimlerde oy kullandıkları' gerekçesiyle haklarında disiplin soruşturması açıldığı belirtiliyordu.
Hukukun Üstünlüğü Platformu'nun başkan adayı olarak seçimlere giren avukat Şahin, "Mesleğin bu kadar baskı altına alınmasından rahatsızlık duyuyoruz." diyor. Genel seçimlerde herkes gibi, başörtülü vatandaşların da oylarını kullandığına dikkat çeken Şahin, "Seçimler kamu görevi değil. Oy atan kişi de seçilen değil, seçen konumundadır." diyor. Yaşanacakları önceden tahmin ettiklerini söyleyen Şahin, kararın despotizm ürünü olduğunu kaydederek, "İfade özgürlüğünün, kişisel hak ve özgürlüklerin konuşulduğu dünyada, böyle bir karar kabul edilemez." şeklinde konuşuyor.
Çağdaş Avukatlar Grubu'nun başkan adayı Yücel Sayman da, ortada disiplin soruşturması açılacak bir olay olmadığını ifade ediyor. Baronun daha önce başkanlığını da yapan Sayman, "Avukatların başörtülü olarak oy kullanmalarını engelleyen yasal bir şey yok. Bu, baronun hukuk anlayışı." değerlendirmesinde bulunuyor. Ulusalcı kimliğiyle tanınan avukat Kemal Kerinçsiz ise kararın doğru olmadığını belirterek şu görüşü dile getiriyor: "Baroların kendi meslektaşları arasında yaptıkları toplantılarda, genel kurullarda, seçimlerde başörtüsüne dokunulmaması kanaatindeyim. Başörtüsü önleme anlayışı, toplumdaki zıtlıkları artıracaktır. Laiklik ve başörtüsü konusunda jakobenliğe karşıyım."
Kolcuoğlu yasa değişikliği ile 3. kez başkan oldu
29 Haziran 2006 tarihinde Meclis'ten geçen Avukatlık Yasası'ndaki değişiklik, baro başkanlarna ömür boyu seçilme hakkı getirdi. Önceki yasaya göre bir kişi 2 dönemden fazla baro başkanı olamıyordu. Dünyanın en büyük baroları arasında yer alan İstanbul Barosu'nun başkanlığını geçtiğimiz ay yapılan seçimlerde üçüncü kez Kazım Kolcuoğlu (yanda) kazandı. Kolcuoğlu'nun aday olduğu Önce İlke ÇAG Grubu 6 bin 387 oy, Yücel Sayman'ın aday olduğu Çağdaş Avukatlar Grubu 4 bin 954 oy, Satılmış Şahin'in aday olduğu Hukukun Üstünlüğü Platformu 2 bin 862 oy almıştı.
Emre Soncan [ Zaman ]
--------------------------------------------------------------------------- -----
Baykal'ın villasına ilişkin bilirkişi raporu.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın villasında "kamu alanına tecavüz" iddialarına ilişkin yapılan keşif sonunda hazırlanan bilirkişi raporunda, "kamuya ait 659 metrekare yerin kısmen çimlendirilerek bahçe alanı olarak kullanıldığı, zemin katın altına tasdikli proje harici bodrum kat ilavesi yapıldığı ve bina ile bağlantısı olmayan ikinci bir bodrum yapıldığı" kaydedildi.
AA-Bir yüksek mimar-mühendis ve bir kadastro kontrol memurundan oluşan bilirkişi heyetinin raporunda, "villaya yapılan ilave kısımların 3194 sayılı İmar Kanununa uygun olmadığı" belirtiliyor.
Bilirkişi raporunda, villanın inşaat ruhsatının ada bazında alındığının, ada parselindeki villaya ait inşaat yapı ruhsatının bulunduğu ancak iskan ruhsatının olmadığına işaret edildi.
Raporda, villanın bina girişindeki zemin katın altına yapılmış olan bodrum kattan girişi bulunan duvarla çevrili ve kısmen çimlendirilmiş 695 metre kare yerin kamuya ait park alanı olduğu, zemin katın altında tasdikli proje harici bodrum kat ilavesi yapıldığı ve villanın arka bahçesinden bina ile bağlantısı olmayan bir ikinci bodrum yapıldığı belirtilerek, "villaya yapılan ilavelerin 3194 sayılı İmar Kanunu'na uygun olmadığının görüldüğü" kaydedildi.
Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan aleyhine açtığı manevi tazminat davası kapsamında, Baykal'ın villasında, "kamu alanına tecavüz" iddialarını araştırmak üzere bilirkişilerce keşif yapılmasına karar vermiş ve bilirkişi heyeti de villada keşif yapmıştı.
--------------------------------------------------------------------------- -----
Doktora 52 bin YTL'lik tazminat davası
İzmir'de, guatr hastası 53 yaşındaki Gülümser Kalabalık, Alsancak Devlet Hastanesi'ndeki ameliyatta, yemek borusunu kesip, midesini yaklaşık 20 santim yukarı çekerek gırtlağına ekleyen Op. Dr. Aytekin Başargan hakkında 2 bin YTL'si maddi, 50 bin YTL'si manevi olmak üzere toplam 52 bin YTL'lik tazminat davası açtı
15.11.2006
3 çocuk annesi Gülümser Kalabalık, geçen yıl haziran ayında, guatr nedeniyle Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde operasyon geçirdi. İlerleyen günlerde rahatsızlığı devam eden Kalabalık'a, bu kez başvurduğu Alsancak Devlet Hastanesi'nde muayenesini yapan Op. Dr. Aytekin Başargan tarafından acilen ikinci bir ameliyatın yapılması gerektiği söylendi.
Alsancak Devlet Hastanesi'nde tekrar bıçak altına yatan Kalabalık'ın operasyon sırasında, iddiaya göre, Op. Dr. Başargan tarafından yanlışlıkla yemek borusu kesildi. Kalabalık'ın durumunun giderek kötüleşmesi üzerine midesi yaklaşık 20 santimetre yukarı çekilerek gırtlağına eklendi. Bu şekilde yaşama döndürülen Kalabalık, bu operasyonun ardından geçirdiği 3 ameliyata rağmen eski sağlığına kavuşamadı.
Midesi göğüslerinin üzerinde olacak şekilde yaşamına devam eden ve yanlış yapıldığını ileri sürdüğü ameliyatın ardından yemek yiyemeyip 10 kilo zayıfladığını, sadece sıvıyla beslendiğini, sesinin kısıldığını dile getiren Kalabalık, soluğu adliyede aldı. Avukatı Remzi İnanç aracılığıyla nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvuran Kalabalık, operasyonu gerçekleştiren Op. Dr. Aytekin Başargan'ın ihmali olduğunu ileri sürüp 2 bin YTL'si maddi, 50 bin YTL'si manevi olmak üzere toplam 52 bin YTL'lik tazminat davası açtı.
DAVA AÇILDI
Başvurunun değerlendirilmesinin ardından tazminat davası, İzmir 9'uncu Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmeye başlanırken, hakkında suçlamalarda bulunulan Op. Dr. Başargan, hastanın kendisine müracat edip patoloji sonucunun tiroid kanseri gelmesi üzerine yeniden ameliyat olması gerektiğini söylediğini belirtti. Op. Dr. Başargan, ilk ameliyat nedeniyle yeni operasyonun çok daha riskli olduğu, ses kısıklığı, çevre dokularında yaralanma, kanama gibi komplikasyonların olabileceği yolunda hastaya bilgi verildiğini öne sürdü. Ameliyatta hastanın sol yanından trioid dokusunun çıkarıldığını, sağ yanda yine aşırı yapışıklık ve doku tespitinde güçlük çektiklerini, bu sırada `özafagus'ta bir neşter yaralanması olduğunu, bunun yaşanabileceğini belirten Op. Dr. Başargan, daha sonra hastanın başka bir doktora yönlendirilerek, onun yaptığı ameliyatlar sonrası hayati tehlikenin atlatıldığını, suçlamaları kabul etmediğini söyledi.
YAŞAYAN ÖLÜ
Ablasının ameliyatın ardından yaşayan bir ölü olduğunu söyleyen, aile düzeninin de bozulduğunu dile getiren Neşe Akın şunları söyledi:
"Şikayette bulunduğumuz doktor. ameliyatın ortasında dışarı çıkıp bize, `Sormayın troidi ararken yemek borusunu kestim' dedi. Hemen telefondan başka bir doktoru arayıp `Hocam bir hastanın troid ameliyatında yanlışlıkla yemek borusunu kestim. Ne yapayım' dedi. Daha sonra yönlendirildiğimiz başka bir doktor, mideyi göğüs hizasında yukarıya alarak açtığı bir delikle kesik yemek borusunun hemen üstünden bağlantı kurarak ablamın hayatta kalmasını sağladı. Operasyonun üzerinden o kadar süre geçmesine rağmen ablam, hala sağlığına kavuşamadı. Ve hayatının sonuna kadar sulu yiyeceklerle beslenmek zorunda bırakıldı. Bu şekilde başkalarına muhtaç bir yaşama sürüklendi. Ablamızı, ağır ihmaliyle bu duruma sokan doktordan sonuna kadar hakkımızı arayacağız."
Rahatsızlığı nedeniyle konuşmakta güçlük çeken ve kısık sesiyle isyanını duyurmaya çalışan Gülümser Kalabalık ise, "Beni bu duruma sokanlar en ağır cezaya çarptırılsın. Hayatım mahvoldu" diyerek gözyaşlarını tutamadı.
Haber: DHA [ Vatan ]
--------------------------------------------------------------------------- -----
Teşhirci Başkana AKPden tepki geldi
Üsküdar Belediyesinin açık alanlarda içki içenlere 132 YTL para ceza kesme uygulaması ve verilen cezaların belediyeye ait internet sitesinde teşhir etmesi tepkiyle karşılandı.
Hukukçular, uygulamanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu söylediler. Uygulamanın hukuka ve insan haklarına aykırı olduğunu belirten hukukçular, ayrıca özel hayatın gizliliği ilkesinin ihlál edildiğini vurguladılar. AKPli Başkan Mehmet Çakıra bir tepki de partisinden geldi. Başbakan Tayyip Erdoğanın danışmalarından Adana Milletvekili Ömer Çelik, dün CNNTÜRKde yayınlanan Enis Berberoğlunun Parametre programına katılarak uygulamayı eleştirdi ve "Teşhiri yapan cezalandırılmalı" dedi. Çelik şunları söyledi:
"Bize bağlı bir belediye parka içki yasağı koymuş. Bu içki yasağını ihlál edenlere karşı internette yayın yapıyormuş. Ben partinin yönetim mekanizmalarında yer alan biri değilim. Bir siyasetçi olarak, bu gerçekse, parka içki yasağı konulmuşsa, bu içki yasağı çerçevesinde bu yasağı ihlál edenlere para cezası verilmesine rağmen internette teşhir sözkonusu ise, bence parti içi disiplin kurulları tarafından cezalandırılması gereken bir konudur."
BAŞKAN KARARLI
Üsküdar Belediye Başkanı Mehmet Çakır ise, ilçede yeşil alan ve parklarda alkol alanlara para cezası uygulamasının ve verilen cezaların yayınlanmasının yönetmelik gereği olduğunu belirterek, uygulamayı sürdüreceklerini söyledi. Uygulamanın vatandaşa fayda sağladığını savunan Çakır, "Uygulamamız devam edecek. Bunun caydırıcı vasfı da var. İçki içilecek yerler var. Ulu orta içilmesine ne gerek var, orada içilsin" dedi. [ Hürriyet ]
--------------------------------------------------------------------------- -----
Tecavüze 24 internete 6.5
Tecavüzden 24 yıl hapsi istenen Gökhan Demirkol, görüntüleri yaymak suçundan da 6.5 yıl ceza alabilir
LUBE AYAR İstanbul
Eski basketbolcu Gökhan Demirkol`un da aralarında bulunduğu 13 sanığın, oyuncu Gamze Özçelik`in görüntülerini internet yoluyla başkalarına göndererek `özel hayatın gizliliğini ihlal` ettikleri iddiasıyla yargılandıkları davada karar aşamasına gelindi.
Duruşma 6 Aralık`ta
`Rıza dışı ırza geçme` suçlamasıyla yargılandığı davada 24 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenen Demirkol, şimdi diğer davanın sonucunu bekliyor.
Demirkol ve diğer 12 sanığın, Kadıköy 1. Asliye Ceza Mahkemesi`nde `özel hayatın gizliliğini ihlal` suçundan yargılandıkları davanın 6 Aralık`ta görülecek duruşmasında, bilirkişi raporunun okunması ve savcının mütaalasını açıklaması bekleniyor.
Davanın iddianamesinde, sanıkların, Özçelik`in görüntülerinin internette yaygınlaşmasında rol oynadıkları belirtilerek 6 aydan 6.5 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.
`Çeken de yayan da o`
İddianamede, elinin üstündeki damar yollarından Özçelik`e tecavüz eden kişi olduğu tespit edilen Demirkol`un bilgisayarında tecavüzden önceki görüntülerin yer aldığı, bu görüntüleri çeken ve yayan kişinin de Demirkol olduğu belirtiliyor. Demirkol`un `kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri yayın yoluyla ifşa etmek` suçundan 3.5 yıla kadar, `hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek` suçundan da 3 yıla kadar hapsi talep ediliyor.
[ Milliyet ]
--------------------------------------------------------------------------- -----
Mağden'in çifte beraat mutluluğu
Gazeteci-yazar Perihan Mağden, Trabzon'da Papaz Andrea Santoro'nun katil zanlısı O.A. ile babası Hikmet A.'ya yazısında hakaret ettiği ve Pınar Selek'in yargılandığı davanın uzamasını eleştirdiği iddialarıyla yargılandığı davalardan beraat etti.
İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya katılan sanık Perihan Mağden, Hikmet A.'ya hakaret ettiği gerekçesiyle yargılandığı dava için 3,5 sayfalık yazılı savunma verdi. Mağden yazısının eleştiri niteliğinde olduğunu söyledi. Savcı Kadir Nazmi Yelkenci, Mağden'in 'İki karılı Hırt babaların 16 yaşındaki çocukları Hırtlar vadiliğinde takır takır hayalet silahları ile rahip öldürüyorlar' şeklindeki yazısındaki 'hırt' sözcüğünün de, kaba saba anlamına geldiğini belirtti. Yelkenci suç unsurlarının oluşmadığını belirteke Mağden'in beraatını talep etti. Mağden, 'Çok güzel bir mütalaa. Bir diyeceğim yok' dedi. Mağden'in beraatına karar verildi.
Mağden daha sonra 'Yargılamayı etkilemek' suçundan ifade verdi. Mağden, 'Hukuk sistemimiz öyle ki, büyük bir tıkanıklık var. Pınar Selek'in yargılandığı Mısır Çarşısı davası 8 yıl sürdü.Yazmak işimin bir parçasıdır' dedi. Mağden bu davadan da beraat etti. Mağden, adliye çıkışında gazetecilere el sallayarak 'Çok mutluyum' dedi.
Seda KILIÇ / İSTANBUL [ AKŞAM ]
--------------------------------------------------------------------------- -----
ADD'ye eski üyesinden usulsüzlük suçlaması
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD)'nde patlak veren iç kavga gün geçtikçe büyüyor. Derneğin Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) Üyesi Prof. Dr. Çetin Yetkin, idari yapılanmada 'usulsüzlük' yapıldığı iddiası ile bu görevinden istifa etti.
Jandarma eski Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur'un başkan seçilmesinden sonra ADD'de sular durulmadı. Derneğin eski yönetimi, Eruygur ekibini Avrupa Birliği yanlısı olmakla suçladı. Eruygur'a ilk isyan bayrağını Isparta ve Keçiören şubeleri açtı. Şimdi de Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Dergisi'nin genel yayın yönetmeni de olan Prof. Dr. Yetkin çıkış yaptı. Dergisinin kasım ayı sayısında "Zorunlu Bir Açıklama" başlığıyla bir yazı kaleme alan Yetkin, ADD yönetimini usulsüzlükle suçladı. ADD'ye 15 yıldır üye olduğunu anlatan Yetkin, kendisini istifaya götüren sebepleri şöyle açıkladı: "Genel kuruldan sonra başkanını seçmek için toplanması gereken YDK'nın bu toplantısı bana ve kurul üyesi Sayın M. Emin Değer'e (Milli Savunma Bakanlığı eski hukuk müşaviri emekli hakim albay) haber verilmeden toplanmış ve başkanlığa emekli Albay Cenk Denk böylece usulsüz olarak seçilmiştir."
Isparta ve Keçiören şube başkanlarının genel başkanı eleştirdikleri savı ile YDK'ya tüzüğe aykırı olarak savunmaları alınmadan sevk edildiğini öne süren Yetkin, "Bu olumsuzlukları ben de eleştirmekteyim ve eleştirmeyi de sürdüreceğim." ifadelerini kullandı. Erkan Acar, İstanbul [ Zaman ]
--------------------------------------------------------------------------- -----
Almanya: Yeşil sermaye için para toplayan dolandırıcı
Metin ES/DUİSBURG - Ümit KOZAN- Harun GÖKÇEOĞLU
Yeşil sermaye adına para toplayan temsilciler de Alman yasalarına göre "dolandırıcı" kabul edilerek topladıkları parayı geri ödeme cezasına çarptırıldılar. Duisburgta avukatlık yapan Taşkın Kayman Avrupalı Türkleri dolandıran Holdingler kadar onlar adına para toplayan ve mağdurları yanlış bilgilendiren temsilcilerin de suçlu olduğu gerekçesiyle müvekkilleri adına dava açtı.
Duisburg bölgesel mahkemesinde açılan davada Kombassan, Jetpa, Yimpaş , Endüstri Holdinge para toplayan 5 temsilci dolandırıcılıktan suçlu bulundu. Mahkeme kararına göre temsilci parayı topladığı mağdurun ödediği ana parayı ve bugüne kadar tahakkuk eden yasal faizle birlikte geri ödemesi gerekiyor. Avukat Taşkın Kayman müvekkillerinin paralarını almak için icra yoluyla yasal işlemlerin başlatılacağını söyledi.
TEMSİLCİLER DE DOLANDIRICI: 5 yıl içerisinde yaklaşık 300e yakın mağdurun kendisine paralarını geri almak için başvurduğunu belirten avukat Kayman para toplayan temsilcileri ve mahkeme sürecini şöyle anlattı: "Bu tür holdingler toplumda sevilen ve din olgusuyla öne çıkmış insanları emellerine kavuşmak için seçtiler. Temsilcilik yapan bu şahıslar yüzde 5 komisyon aldılar. Yyeşil sermaye kadar onlara para toplayan temsilcilerde suçludur. Hem hukiken ve hem de vijdanen suçlu ve bu işten sorumlular. Yaptıkları iş ise cezai yönünden kesinlikle dolancırıcılıktır. Bana ve diğer meslektaşlarıma başvuran mağdurlar genelikle holdingleri suçluyor ve paralarını onlardan geri almayı istiyorlar. Halbuki onlar kadar vatandaşları bilinçli bir şekilde yanlış bilgilendiren temsilcilerin de suçlu olduğunu görmemezlikten geliyorlar. Aslında bu sahtekarlık başından belliydi. Çünkü bunlar temiz ve dürüst bir iş yapmış olsaylardı, gidipte bu gariban vatandaşlardan yüzde 20-25 oranında faiz vererek yapmazlardı."
Yimpaş davasında eski başsavcıya yakalama emri
INTERPOL tarafından aranan Yimpaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dursun Uyar ve Yimpaşta yöneticilik yapan 12 kişinin SPKya muhalefet ve şirketler arası usulsüz senet transferi davasından yeniden yargılanmasına başlandı. Yargıtayın Yimpaş aleyhine bozulması yönünde karar verdiği dava, Yozgat Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmaya, sanıklar Uyar ve diğer 12 şirket yönetici katılmadı. Duruşmada, sanık Dursun Uyarın, mahkemeye zorla getirilmesi konusunda daha önce verilmiş karara karşı Uyarın Yargıtayın bozma ilamına karşı davayla ilgili önceki günlerde ifadesinin alındığı tespit edildi. Cumhuriyet Savcısı Osman Kodal, davada sanık olarak yargılanan eski Yozgat Cumhuriyet Başsavcısı ve Yimpaş yönetiminde yer alan Reşat Petek ile yönetim kurulu üyesi Salih Metin Yücel haklarında yakalama emri çıkarılarak ifadelerinin alınmasını istedi. Hákim Ali Ertan, adresleri tespit edilen Mehmet Muti Yavuz, Mustafa Güleçin de Ankara Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi tarafından ifadelerinin alınmasına karar verdi. Dava eksik ifadelerin toplanması için 23 Ocaka ertelendi.
ŞİİRLİ ŞİKAYET DİLEKÇESİ: Duruşmaya Nevşehirden gelerek katılan Yimpaş Holding mağdurlarından Battal Güleç, 24 kıtadan oluşan şiirli şikayet dilekçesi verdi. Güleç, mahkeme hákimi Ali Ertandan söz alarak, "Hákim bey, bizi dolandıran Yimpaş ile ilgili bir şeyler söylemek istiyorum. Ancak ben kendimi sözle ifade edemeyeceğim için size Yimpaş ile ilgili yazdığım bir şiirin sadece bir dörtlüğünü okumak istiyorum" dedi. Hákim Ertan, Güleçin ısrarlı isteğini, reddetti.
VER PARAMIZI GİDELİM: Ancak Battal Güleç, başlığı "Yimpaş" olan şiirli şikayet dilekçesini vererek dava dosyasına girmesini sağladı. Güleç, duruşma sonrasında, Yimpaşa 130 bin Euro kaptırdığını anlatırken, duruşmada okumak istediği şiirin dörtlüğünü okurken, "Yozgat dediler, geldik dolanı dolanı/ Yimpaş bize vurdu sökülmez kolanı/ Şu hakim bey, savcı bey yutar mı yalanı/ Ver paramızı gidelim Yimpaş" dedi. [ Hürriyet ]
--------------------------------------------------------------------------- -----
Yimpaş`ta eski başsavcı için yakalama emri
Yargıtay`dan dönen Yimpaş davası Yozgat`ta yeniden başladı. Eski Yozgat Cumhuriyet Başsavcısı ve Yimpaş Holding yöneticisi Reşat Petek hakkında yakalama emri çıkarıldı
ÜMİT KOZAN, HARUN GÖKÇEOĞLU Yozgat DHA
Almanya tarafından Interpol aracılığıyla tüm dünyada difüzyonla aranan Yimpaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dursun Uyar ve Yimpaş`ta yöneticilik yapan 12 kişi hakkında Yargıtay`dan dönen dava Yozgat`ta yeniden başladı. Uyar`ın katılmadığı duruşmada, eski Yozgat Cumhuriyet Başsavcısı ve Yimpaş Holding yöneticisi Reşat Petek ile Salih Metin Yücel hakkında yakalama emri çıkarıldı.
Dava yeniden başladı
`SPK Yasası`na muhalefet` ve `şirketler arası usulsüz senet transferi` davasının Yargıtay`ca Yimpaş aleyhine bozulmasının ardından açılan davaya Yozgat Asliye Ceza Mahkemesi`nde yeniden başlandı. Uyar ve 12 şirket yöneticisi hakkındaki davaya sanıkların hiçbiri gelmedi. Yozgat Asliye Ceza Mahkemesi hakimi Ali Ertan ve Cumhuriyet Savcısı Osman Kodal, SPK vekili Avukat Ercan Urkan ve Dursun Uyar`ın vekili Avukat Ruhi Bacanlı`yı dinledi.
Sanık Uyar`ın, mahkemeye zorla getirilmesi konusunda daha önce verilmiş karara karşın, Yargıtay`ın bozma ilamına karşı önceki günlerde ifadesinin alındığı tespit edildi. Uyar`ın daha önce Cumhuriyet Savcılığı`na gelerek ifade vermesi nedeniyle mahkemeye zorla getirilme kararı üzerinde durulmadı.
Haklarında mahkemeye zorla getirilme kararı olan sanıklar Mustafa Dağ ve Bayar Demir`in de, Cumhuriyet Savcılığı`na giderek ifade verdikleri tespit edildi.
Cumhuriyet Savcısı Osman Kodal, sanık Petek ile yönetim kurulu üyesi Yücel hakkınde yakalama emri çıkarılarak ifadelerinin alınmasını istedi. Kodal, Petek ile Yücel`in tüm aramalara rağmen açık adreslerinin tespit edilemediği, yargılamanın sürüncemede bırakılmaması açısından CMK`nın 326`ncı maddesi uyarınca, Yargıtay`ın bozma ilamına karşı beyanları ve savunmalarının alınması için haklarında ayrı ayrı yakalama emri çıkarılmasını talep etti.
Mahkeme bu istemi yerinde bulurken, aynı suçtan zarar gören çok sayıda kişinin yanı sıra şikayette bulunan 5 kişinin daha duruşmalara katılmalarına karar verildi. Dava eksik ifadelerin toplanması için 23 Ocak`a ertelendi.
Hakim şiir okutmadı
Duruşmaya Nevşehir`den gelerek katılan Yimpaşzede Battal Güleç de 24 kıtadan oluşan şiirli şikayet dilekçesi verdi. Ancak hakim Ertan, Güleç`in şiir okuma isteğini `Burası mahkeme salonu, şiir okunmaz` diyerek reddetti. [ Milliyet ]
--------------------------------------------------------------------------- -----
İETT Yargıtay dinlemiyor
Yargıtay'ın sakallı memur çalıştırmaya devam eden Büyükşehir Belediyesi amirleri için verilen beraat kararını bozması, gözleri belediyelerdeki sakallı memurlara çevirdi. İETT'de çalışan memurlar arasında sakallılar da var, yakasız gömlek giyen de.
Eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen, 'Bu olaylar Tayyip Bey dönemini kapsıyor. Bir süre başörtülü zabıta denemesi yaptılar, tutmadı. Bu memur yasasına ve kılık kıyafet yönetmeliğine aykırı. O yüzden bunları belediyenin şirketlerinde çalıştırıyorlar. Yani başörtülü ve sakallıların kadrosunu belediye şirketlerinde yapıyorlar. Ama kamu alanında çalıştırıyorlar. Yasalara göre belediye şirketleri de devlette olduğu gibidir, suiistimal edilemez. 'Anonim şirkettir, burada türbanlı da olur' diyemezler' diye konuştu.
HACISI DA VAR, TOP SAKALLISI DA
İETT İş ve Trafik Kazalarını Önleme Derneği Başkanı Mehmet Kılıç, konuyla ilgili şunları söyledi: 'Hacı sakallısı da var top sakallısı da. Her kurumun bir işleyiş şekli var. Asker sivil giyince veya sakal bıraksa asker olduğu belli olur mu? İlköğretim okulu öğrencisi forma giymeden okula gitse öğrenci olduğu belli olur mu? Kurumumuzda yüzde bir de olsa sakallı çalışanlar var. Yani yaklaşık 60 şoför arkadaşımız. Ben 1995 yılında İETT'de eğitmenlik yaparken, alınan yeni elemanlar arasında sakallı ve şalvarlı olanlar vardı. Bunları uyardık ve sakallarını kestirdik.'
Siyasi tercih, inanç özgürlüğü değildir
'Memurların kılık kıyafeti bir yönetmelik ile düzenleniyor. Bu yönetmelik, hükümlere uygun davranmayanlar hakkında bir disiplin cezası uygulanmasını öngörüyor. Disiplin suçunun tekrarlanması halinde ceza, görevden çıkarmaya kadar varıyor. Görevini yerine getirmeyen, yönetmeliğin gereği olan disiplin cezasını uygulamayan yöneticilere de görevi ihmal ve yetkiyi kötüye kullanmak suçundan kanunda ceza öngörülüyor. Yargıtay'ın bozduğu kararın alındığı söz konusu davada, memurların siyasi amaçla sakal bıraktıklarının tespit edilmiş olması, disiplin cezasını daha da ağırlaştırıyor. Memurlar herhangi bir siyasi partinin uygulayıcısı değildir. Siyasi tercih, inanç özgürlüğü değildir. Bu tip durumların önü alınmadığında, kılık kıyafet memuriyete alınmada tercih sebebi haline gelebilir. Kadın bir görevli alınacaksa başörtülü memuru tercih edebilir, erkek alınacaksa sakallı tercih edilebilir. Genellikle yargıçlar kanundaki cezanın asgari sınırına riayet eder ve alt sınır olan cezayı uygular. Asliye Ceza Mahkemesi hangi gerekçeyle suç oluşmadığına karar vermiş, onu bilemem. Yargıtay'ın kararı daha uygun görünüyor.'
Özner BERBER / İSTANBUL [ AKŞAM ]
--------------------------------------------------------------------------- -----
Alman yasasına göre 17 yıl hapis
Neşet KARADAĞ, (DHA)
ALMANYAda 4.5 yıl önce tabancayla, nikahsız eşi Gül İris Üzümü (35) yaralayıp Alman sevgilisi Helmut Volker Romanoyu (47) da öldüren Ali Düzel (40), Alman kanunlarına göre yargılanarak 17 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Interpol tarafından 2002de Adanada yakalanıp tutuklanan Düzele ömür boyu hapis cezası verildi. Yargıtay, cinayetin Almanyada işlenmesi nedeniyle kararın Alman Ceza Kanununa göre verilmesi gerektiğini belirterek kararı bozdu.
Tutuksuz yargılanıyordu
Alman Ceza Kanununa göre yargılanan Düzel, 4 Kasım 2004te 17 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay bu kararı da bozdu. Dava yerel mahkemede yeniden görülürken Düzel, yaklaşık 4.5 yıl tutuklu kalması nedeniyle tahliye edildi. Düzel, dünkü duruşmada cinayetten 15 yıl, yaralamaktan ise 2 yıl olmak üzere 17 yıl hapis cezasına çarptırdı. Karar Yargıtayca onanırsa Düzel, İnfaz Yasasına göre 1 yıl daha cezaevinde yatacak. [ Hürriyet ]
--------------------------------------------------------------------------- -----
Rusya, Coca-Cola'yı tazminata mahkûm etti
Sır gibi saklanan formülü ile gündemden düşmeyen Coca-Cola, Hindistan ve Letonya'dan sonra Rusya'da da tüketici itirazları ile karşı karşıya.
Kronik bağımlılık yaptığı gerekçesi ile açtığı davada haklı bulunan Natalia Koshuba, tedavisi için harcadığı 200 doları da Coca-Cola'dan alacak. Bayan Koshuba, mide ve bağırsaklarında rahatsızlık hissetmesinin ardından hastaneye kaldırılmıştı. Doktorlar rahatsızlığın gazlı içeceklerden kaynaklandığı teşhisini koymuştu. Koshuba, içecek firması hakkında yeni bir dava daha açmaya hazırlanıyor. Psikolojik olarak da ciddi zarar gördüğünü savunan Rus bayan, firmadan 3 milyon ruble (160 bin YTL) istiyor.
Coca-Cola ile tüketici arasındaki davanın başlangıcı ödüllü kapak kampanyasına dayanıyor. Kapakların getirilmesi karşılığında ücretsiz yeni ürünlerin verilmesi ile ilgili reklamlardan etkilendiğini belirten Natalia Koshuba, "Kapak toplama reklamlarından sonra her gün daha fazla tüketmeye başladım. Son beş yıldan bu yana günde 2-3 litre cola tüketiyorum. Bağımlılık yapan bu durum mide ve bağırsaklarımda ciddi rahatsızlıklara sebebiyet verdi." dedi. Koshuba'nın avukatı ise mahkemede müvekkilinin alkol alışkanlığı olmadığını, bunun doktor raporu ile de tespit edildiğini belirterek sağlık sorununun tek sebebinin daha fazla cola içmek olduğunu ifade etmişti. Mahkeme de Amerikan şirketini suçlu bularak davacının sağlık masraflarını karşılaması gerektiğine karar verdi. Hukuk çevreleri, 200 dolarlık tazminat cezasını 'önemli, ancak Avrupa'daki benzer kararlara göre çok düşük' diye nitelendirdi.
İçecek devi Coca-Cola ve en yakın rakibi Pepsi, İslam ülkelerinden gelen itirazlara da cevap vermeye çalışıyor. İslam dünyasının önde gelen üniversitelerinden Mısır El Ezher Üniversitesi önceki aylarda Coca-Cola ve Pepsi'nin içilmesinin haram olduğuna ilişkin bir fetva yayınlamıştı. Üniversite ilk açıklamasında söz konusu içeceklerde kullanılan bazı maddelerin domuzlardan alındığını belirtmişti. Haberin ardından farklı ülkelerden gelen sorular üzerine üniversite yeni bir duyuru yapmak zorunda kalmıştı. Son açıklamada, "İki şirket de içeriklerini gizli tuttukları için şüpheli konumdadır. İçilmemesini tavsiye ediyoruz." ifadeleri kullanılmıştı. Buna karşılık her iki şirket alternatif fetva arayışına girmiş ve çeşitli ülkelerde büroları bulunan İslamic Food Council of Europe adlı kuruluştan alınan sertifikayı bayi ve marketlere dağıtmıştı. Öte yandan Hindistan'da da zehir bulunduğu gerekçesiyle Coca-Cola ve Pepsi'nin ülke genelinde satışı yasaklamış, ancak karar temyiz mahkemesince bozulmuştu. Letonya hükümeti de koku, tatlandırıcı ve kafein içeren colalı içeceklerin okullarda satışını yasakladı. İstanbul'da Myshowland isimli gösteri merkezinin adını 'İstanbul Gösteri ve Kongre Merkezi' olarak değiştiren Mustafa Özbey 'Bizim halkımız Letonyalılardan daha mı az değerli?' diyerek her iki içeceğe kapılarını kapatmıştı. Türkiye'de Coca-Cola'nın üretim ve pazarlamasını Efes Pilsen biralarını da hazırlayan Anadolu Grubu gerçekleştiriyor. Grup, Coca-Cola ile Efes Sınai Yatırım Holding'in birleşmesi için harekete geçti. SPK birleşme talebini önceki hafta onaylamıştı. Dünyanın en bilinen markası olarak gösterilen Coca-Cola'yı dünya nüfusunun yüzde 94'ü tanıyor. Her saniye yeryüzünde 8 bin şişe Coca-Cola tüketiliyor.
Faruk Akkan 15/11/2006 - Zaman
--------------------------------------------------------------------------- -----
Töre`ye müebbet hapis
Bakire çıkmadığı gerekçesiyle gerdek gecesi evine geri gönderilen kız kardeşini öldüren Gökhan Çetin müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme `katil ağabey`e tahrik indirimi de yapmadı
TÜRKER KARAPINAR Ankara
Ankara Mamak`ta gerdek gecesi bakire çıkmadığı gerekçesiyle 18 yaşındaki kız kardeşi Yasemin Çetin`i öldüren ağabey Gökhan Çetin, `töre saikiyle adam öldürmek` suçundan müebbet hapse mahkum edildi. Mahkeme, kız kardeşinin kendisine küfrettiğini savunan Çetin`in cezasında tahrik indirimi de yapmadı.
Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi`nde görülen davanın dünkü duruşmasına, tutuklu sanık Çetin ile oğlunu azmettirdiği ileri sürülen baba Hayati Çetin ve avukatları katıldı. Cumhuriyet Savcısı Osman Nuri Yeğenoğlu, Yasemin Çetin`e 4 Haziran`da imam nikahı kıyıldığını, ancak aynı gece, bakire çıkmadığı gerekçesiyle ailesine teslim edildiğini söyledi.
`Namusumu temizledim`
Yeğenoğlu, anne Nurgül Çetin`in, olay günü kocasının oğluna, `Git, kızı getir, namusunu temizle. Şayet sende cesaret yoksa ben vuracağım` dediğini, ancak bu ifadesini mahkemede değiştirdiğini anımsattı. Yeğenoğlu, bu nedenle baba Çetin`in beraatine karar verilmesini talep etti.
Yeğenoğlu, Gökhan Çetin`in de 6 Haziran`da kardeşini töre saikiyle namusunu temizlemek için öldürmesi gerektiğine inandığını, bu kararlılıkla nereden bulduğu tespit edilemeyen silahla kafasına ateş ederek öldürdüğünü söyledi. Yeğenoğlu sanığın, yeni TCK`nın `töre saikiyle adam öldürmek` suçunu düzenleyen 82. maddesi uyarınca cezalandırılmasını, cezasında indirim uygulanmamasını istedi. Çetin ise savunmasında, `Bana ağır küfürler etti` diyerek suçu tahrik altında işlediğini savundu.
En az 30 yıl yatacak
Mahkeme Başkanı İbrahim Kozan, baba Hayati Çetin`in beraatine, sanık Gökhan Çetin`in ise ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verdi. İyi hali nedeniyle cezayı müebbet hapse dönüştüren mahkeme, `haksız tahrik` indirimi talebini reddetti. Buna göre Çetin en az 30 yıl cezaevinde kalacak.
--------------------------------------------------------------------------- -----
Bu halde sınır dışı ediliyor
Danimarka`nın `yabancılar yasası`, `yabancı düşmanlığı`na dönüştü. Hükümet, felçli bir Türk kadını eşinden ve dört çocuğundan ayırıp sınır dışı etme kararı aldı. Danimarka medyası karara ateş püskürdü
İRFAN KURTULMUŞ Kopenhag
Yabancılar Yasası`ndaki sert uygulamalarıyla dikkat çeken Danimarka, Hediye Ersöz adlı felçli bir Türk kadını sınır dışı etme kararı aldı. Karar nedeniyle eşi Resul Ersöz ve dört çocuğundan ayrı olarak Türkiye`de yaşamak zorunda kalacak olan Ersöz, felç geçirdiği için hayatını yatağa bağlı olarak sürdürüyor.
Danimarka`nın bu tutumu, ülke medyasını da ayağa kaldırdı. Yazılı ve görsel medya habere geniş yer verirken, birçok milletvekili de Ersöz`e `insani nedenlerden ötürü` oturma izni verilmesini istedi.
Tedaviye bile izin yok
Geçen nisan ayında eşi ve çocuklarını görmek için turist vizesi alarak Danimarka`ya giden Ersöz, denge kaybı ve baş dönmesi gibi hastalık belirtilerinin ortaya çıkması sonucu hastaneye kaldırılmış, ancak turist olduğu için Danimarka`da tedavi görmesine izin verilmemişti.
Türkiye`ye döndükten iki ay sonra beyin kanaması geçiren Ersöz, Ankara Numune Hastanesi`nde tedavi gördü. Ersöz, iki ay boyunca kendisine refakat eden kocası çalıştığı ülkeye dönmek zorunda kalınca, turist vizesi alarak yeniden Danimarka`ya gitti.
10 aydır Danimarka Uyum Bakanlığı`nın insafa gelmesini bekleyen Resul Ersöz`e, geçen hafta bakanlıktan gelen mektupla, eşine oturma izni verilmediği ve Hediye Ersöz`ün bir an önce Danimarka`yı terk etmesi istendi. Ailenin avukatı Birgitte B. Andersen, Uyum Bakanı Hvilshöj`e yazdığı mektupta, bakanlığın Uluslararası İnsan Hakları Bildirgesi`nin, bireylerin aileleriyle birlikte yaşama hakkını belirleyen maddesini ihlal ettiğini hatırlattı ve Ersöz`e insani nedenlerle oturma izni verilmesini istedi.
--------------------------------------------------------------------------- -----
Ayrılmak istediğimde beni de tehdit etti
Taner YENER/İSTANBUL
Afyonkarahisarda eşi, oğlu, kayınvalidesi ve baldızını öldüren polis memuru Zafer Başaranın, cinayet planını anlattığı eski sevgilisi Avukat Öznur Aydemir, "Yedi kişiyi öldüreceğini söylediğinde onu hiç ciddiye almamıştım" dedi. Avukat Aydemir, ayrıldıklarında Zafer Başaranın kendisini de ölümle tehdit ettiğini söyledi.
AVUKAT Öznur Aydemir, silah ruhsatı alırken tanıştığı ve 3 ay birlikte olduğu polis sevgilisi Zafer Başaranın ayrıldıktan sonra kendisini de ölümle tehdit ettiğini ileri sürdü. Zafer Başaranın beraberliklerini ailesine anlatması üzerine tehditler almaya başladığını söyleyen Öznur Aydemir, yaşadıklarını şöyle anlattı:
AGRESİF BİRİYDİ
"Ailesinin tepkilerinden korktum. Ayrılmak isteyince Zafer Başaran beni ölümle tehdit etmeye başladı. Beni bırakırsan seni öldürürüm dedi. Söz konusu görüntüler 2 yıl önce çekilmişti. 2 yıldır görüşmüyoruz. Yaklaşık bir sene Balıkesirde ailemin yanında yaşadım. Sorunları benimle ilgili değildi. Medya, ben onu tetiklemişim gibi gösteriy/_newsimages/2445135.jpgor ama değil. Agresif, ihtiraslı, tutkulu ve hırslı biriydi. Evimde bana silah dayayan bir insan. Sorunlarım var, bana yardım et diyordu. Korkularımı eşine de anlatmıştım. Eşi, nişanlıyken onunla evlenmezse öldüreceği tehditinde bulunduğunu söylerek O korkaktır. Sana bir şey yapmaz ama kaç kurtar kendini dedi."
ŞAKA SANMIŞTIM
Zafer Başaranın görüntülere yansıyan "Yedi kişiyi öldüreceğim" sözlerini hiç ciddiye almadığını anlatan Avukat Öznur Aydemir, "Şaka yollu söylenmiş sözlerdi. Ailesi aklıma bile gelmedi. Çocuğunu, tapacak kadar severdi. Oğlundan bahsederken bile ağlardı. Onun sıkıntısı eşi ve ailesi değildi, polislik çok zor meslek. Duygusal ve hassas insanların polislik yapması doğru değil. Yaşadıklarımdan hiç pişman değilim, keşke yanında olsaydım ve bunlara engel olabilseydim" diye konuştu. [ Hürriyet ]
--------------------------------------------------------------------------- -----
'Beni de tehdit ederdi'
Avukat Ö.A., eşi Seviye oğlu Özer Başaran, kayınvalidesi Semiye ve baldızı Hanife Kılıçarslan'ı Afyonkarahisar'da öldüren polis Zafer Başaran'ın kendisini de ölümle tehdit ettiğini söyledi. Silah ruhsatlarıyla ilgili işlemler sırasında tanıştıklarını ve üç ay ilişki yaşadıklarını söyleyen Ö.A., 'Zafer, agresif biriydi. Benim de kafama silah dayayarak tehditte bulunmuştu' dedi. Zafer B.'nin ailevi sorunlar yaşadığını söyleyen genç kadın, 'Eşine benden bahsetmiş. Zafer bana, 'Beni bırakırsan seni öldürürüm' dedi. Bunu eşine de anlattım. Eşi de 'Nişanlıyken beni de böyle tehdit ederdi. Böyle bir şey yapamaz. O korkaktır. Sen kaç kendini kurtar' dedi' şeklinde konuştu. Zafer B.'nin kendisine '7 kişiyi öldüreceğim' şeklindeki sözlerinin iki yıl önce şaka amaçlı sarf edildiğini söyleyen genç avukat, 'Bunlar şaka yollu sözlerdi. Zafer özellikle oğluna tapardı' dedi.
PİŞMAN DEĞİLİM
Agresif, ihtiraslı, tutkulu ve hırslı sözleriyle tanımladığı Zafer Başaran'la iki yıldır görüşmediğini anlatan Ö.A., Böyle bir şey yaptığına inanamıyorum çünkü çok merhametliydi. Olayı öğrenince şoke oldum. Çocuğunu, tapacak kadar severdi' dedi. Başaran'ın yanlış meslek kurbanı olduğunu ifade eden Ö.A., 'Yaşadıklarımdan hiç pişman değilim, keşke yanında olsaydım ve bunlara engel olabilseydim' dedi.
AKŞAM
--------------------------------------------------------------------------- -----
Rumsfelde dava
Uluslararası avukatlardan oluşan bir grup, 8 Kasımda istifa eden eski ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld hakkında, işkenceyi teşvik ettiği gerekçesiyle Almanyada suç duyurusunda bulundular.
Irakın Ebu Garib Cezaevinde yatan 11 Iraklı mahkum ile Kübadaki Guantanamo üssünde tutulan bir Suudi Arabistan vatandaşı adına hareket eden avukatlar, hazırladıkları 220 sayfalık dilekçe ile Almanyanın Karlsruhe kentindeki Federal Başsavcılığa başvurdular. Rumsfeld, söz konusu kişilere yapılan kötü muameleden sorumlu tutuluyor. [Hürriyet]
--------------------------------------------------------------------------- -----
Kız kardeşini öldüren ağabeye müebbet
Eniştesinin tecavüzüne uğradığı için kız kardeşi Yasemin Çetini öldüren ağabeyi Gökhan Çetin dün Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinde karar duruşmasına çıktı
15.11.2006
Anne Nurgül Çetin savcılıkta verdiği Eşim oğluma, git namusunu temizle. Sen yapamazsan ben yaparım dedi ifadesini mahkemede geri aldı. Bu ifade karşısında babanın beraatine karar verilmesini isteyen Savcı Osman Nuri Yeğenoğlu, sanık ağabeyin kardeşini töre saikiyle namusunu temizlemesi gerektiğine kendisini inandırıp öldürdüğünü belirterek müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti.
Savcı, sanığa haksız tahrik indirimi yapılmamasını da istedi. Gökhan Çetin, alkolün etkisi ve Yaseminin ağır sözleri nedeniyle tahrik sonucu kardeşini öldürdüğünü söyledi. Baba Hayati Çetinin beraatine karar veren mahmeke, Gökhan Çetini ağırlaştırılmış müebbet cezasına mahkum etti. Ancak Gökhan Çetinin duruşmalardaki iyi hali göz önüne alınarak cezası müebbet hapse çevrildi.
İnfaz Kanununa göre ağabey Çetin, en az 24 yıl hapis yattıktan sonra şartlı tahliye edilebilecek.[ Vatan ]
--------------------------------------------------------------------------- -----
Danıştay: Akaryakıt cezaları için verilmiş bir karar yok
Akaryakıt dağıtım şirketlerine kesilen 1,67 milyar YTL'lik cezanın yürütmesinin durdurulduğu yönündeki haberin gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.
Dün bir gazetede, 'Akaryakıtçıların 1,6 milyar YTL'lik cezasını Danıştay durdurdu' başlığıyla verilen haber dikkatleri yeniden konuya yöneltti. Cumhuriyet tarihinin en ağır cezasını yiyen şirketler arasında hisseleri Borsa'da işlem görenler de bulunuyor. Uluslararası haber ajansı Reuters'ın Danıştay yetkililerine dayandırdığı habere göre henüz bu yönde verilmiş bir karar yok. Ajansa konuşan Danıştay yetkilisi, para cezası kapsamında açılan davalarla ilgili olarak iptal ya da yürürlüğün durdurulmasına yönelik henüz bir karara varmadığını açıkladı.
Kanun gereği sektördeki kayıt dışılığı mercek altına alan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), 31 Ağustos'ta aralarında Petrol Ofisi, Shell ve BP gibi sektörde önde gelen yerli ve yabancı şirketlerin olduğu toplam 28 dağıtım firmasına toplam 1,667 milyar YTL tutarında ceza vermişti. Şirketler, bu cezayı süresi içinde ödemeyip, kararın iptali ve yürürlüklerinin durdurulması için dava açmışlar, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı da yaklaşık iki hafta önce dağıtım şirketlerinin ödemeyi yapması için tebligatları göndermişti. Petrol Ofisi ve Turcas geçen hafta söz konusu cezanın tecili için Maliye Bakanlığı'na başvuruda bulunmuşlardı. Gözler merakla yargıdan çıkacak kararı beklerken, Vatan Gazetesi dün Danıştay 13. Dairesi'nin EPDK'nın lisanssız bayilere akaryakıt dağıttığı için toplam 28 dağıtım şirketine verdiği idari para cezalarının yürütmesini durdurduğunu yazdı. Haberde 13. Daire'nin kararıyla idari para cezalarının dağıtım şirketlerinden tahsili için süreç davanın esasıyla ilgili bir karar verilene kadar durdurulduğu belirtilerek, Üst Kurul'un da bu karara karşı İdari Dava Daireleri Kurulu'nda itiraz hakkı bulunduğu kaydedildi. Gazeteye göre daire, dağıtım şirketlerinin yürütmenin durdurulması talebiyle ilgili Danıştay Savcılığı'nın da "talebin kabulü gerekir" yönündeki görüşünü dikkate alarak kararını verdi. Daire, EPDK'nın idari para cezası kesmesine ilişkin işlemin yürütülmesi halinde "telafisi güç hatta imkansız zararların doğacağı" ve işlemin açıkça hukuka aykırı özellikler taşıdığını göz önüne alarak yürütmenin durdurulmasına hükmetti. Daire, dağıtım şirketlerinin açtığı davada, işlemin iptali istemi ile ilgili incelemeyi ise daha sonra yapacak. Dairenin yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararına karşı EPDK'nın İdari Dava Daireleri Kurulu'nda itiraz hakkı bulunuyor. EPDK, bu hakkını kararın kuruma tebliğinden itibaren 7 gün içinde kullanacak. İdari Dava Daireleri Kurulu da, itirazın yapılmasından itibaren 7 gün içinde başvuruyla ilgili karar vermek zorunda olacak.
Ancak gazetenin haberi üzerine Danıştay'dan bir yetkili ile konuşan Reuters, yetkilinin, "Söz konusu cezaya karşı açılan bazı davalar var. Ancak henüz bunlardan herhangi biri için karar çıkmış değil. Ancak kısa süre içinde bunların ele alınarak karara bağlanması planlanıyor." açıklamasında bulunduğunu duyurdu. Petrol Ofisi ve Turcas da Borsa'ya yaptıkları açıklamalarda, basında yer aldığı şekliyle, açılan davalarla ilgili olarak kendilerine herhangi bir bildirimde bulunulmadığını belirttiler. Şirketler, mahkemenin açıklayacağı kararın, cezanın son ödeme tarihine yetişmeyeceğini öngörerek Maliye'ye taksit ve tecil başvurusunda bulunmuşlardı. Ekonomi Servisi [ Zaman ]
--------------------------------------------------------------------------- -----
Savcı: Ömür boyu yatsın
Ayşegül USTA / İSTANBUL
El Kaide davasında karar aşamasına gelindi. 14 kişi yattıkları süre göz önüne alınıp tahliye edilirken savcı üst düzey yönetici Sakka için ağırlaştırılmış ömür boyu hapis istedi.
İSTANBULda 15-20 Kasım 2003de meydana gelen bombalı saldırılara karıştıkları öne sürülen 14 kişi, olayın yıldönümünden 1 gün önce, tutuklu kaldıkları süre göz önünde bulundurularak tahliye edildi. Karar aşamasına gelen duruşmada El-Kaidenin özel vazifeye haiz üst düzey yöneticisi olduğu öne sürülen Louai Sakkanın Anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye teşebbüs etmek iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet, Hamed Obysının ise örgüt üyesi olmak ve izinsiz patlayıcı madde imal ve ithal etmek gerekçesiyle 35,5 yıl hapsi istendi.
İstanbul 10uncu Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya 21 tutuklu sanık katıldı. El-Kaidenin Türkiye yapılanmasında şûra üyesi olduğu öne sürülen Harun İlhan saldırıların yarın yıldönümü olduğunu hatırlatarak, genel bir açıklama yapmak istediğini söyledi. Sözlerine besmele çekerek başlayan İlhan, "15-20 Kasım 2003 tarihindeki eylemleri gerçekleştiren şehit kardeşlerimin Rabbimin katında mükafatlandırılmasını istiyorum. Şeyh Usame Bin Ladenin deyimiyle, bu ümmetin şehadete koşan gençleri arttıkça başarı yakınlaşacaktır" dedi.
SAKKA ÇIKARILDI
İsteğe rağmen ayağa kalkmamasını Mahkeme Başkanının tutanağa geçirdiği sırada Sakka, Türkçe olarak, "Ben konuşmak istiyorum ama siz bahane bulup beni susturmak istiyorsunuz" dedi. Mahkeme Başkanının uyarısına rağmen konuşmasını sürdüren Sakka salondan dışarıya çıkartıldı. Mahkeme Heyeti, tutuklu sanıklardan Mustafa Atlıhan, Şükrü Hakan Yiğit, Halil Ökçe, Ahmet Demir, Nurettin Gündüz, Servet Özcan, Abdülmenaf Dağaç, Mehmet Yılmaz, Suat Şarman, Hayrettin Basınlı, Cahit Öztürk, Ali Yaman, Murat İdrak ve İsmail Durunun tahliyesine karar verdi. Duruşma ertelendi. [ Hürriyet ]
--------------------------------------------------------------------------- -----
Behzat ve Süha Uygur çek davasından aranıyor
Ünlü tiyatrocu Nejat Uygur'un tiyatrocu oğulları Süha ve Behzat Uygur çek davasından aranıyor. Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı İnfaz Bürosu, Süheyl'in kardeşi Süha Uygur'u 4 yıldan beri, Behzat Uygur'u ise 2 yıldan beri arıyor.
Buna rağmen Behzat Uygur, her hafta televizyona çıkıyor. Bakırköy 1. Asliye Ceza ve Bakırköy 1 Sulh Ceza mahkemelerince kesinleşmiş para cezaları bulunan kardeşlerden Behzat, aldığı çek karnelerini iade etmediği için 35 bin YTL para cezasına, Süha Uygur esa çek karnelerini geri vermemek suçundan 285 YTL para cezasına çarptırıldı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede Behzat Uygur'un Denizbank Bahçelievler Şubesi'nden 5'er bin YTL'lik 7 tane çek karnesi aldığı, bu karneleri zamanında iade etmediği öne sürüldü. Bir süre yargılanan Behzat Uygur, 35 bin YTL para cezasına çarptırıldı. 2 yıldır cezasını ödemeyen Uygur hakkında Bakırköy İnfaz Bürosu tarafından arama kararı çıkarıldı. "Aldığı çek karnelerini geri vermemek" suçundan mahkemece çıkarılan ön ödeme para cezasını vermeyen Süha Uygur hakkındaki karar da kesinleşti. Osman Asiltürk, İstanbul [ Zaman ]
--------------------------------------------------------------------------- -----
Tecavüz zanlısına linç girişimi
Tuncelinin Pertek ilçesinde, bir kıza tecavüze kalkıştığı ileri sürülen zanlı, linç edilmek istendi. Zanlı, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.
NTV-MSNBC
TUNCELİ - Pertek ilçesinde, bir kişinin akli dengesi bozuk kıza, cami avlusunda tecavüz etmek istediği iddia edildi. Saldırıya uğrayan kızın çığlıkları üzerine olay yerine gidenler, saldırganı linç etmek istedi.
Polis tarafından gözaltına alınan saldırganın, savcılığa çıkarılacağı haberini alan ilçe halkı, adliye önünde toplandı. Kalabalığın dağılması için havaya ateş açan polis, göz yaşartıcı gaz da kullandı.
Kısa süreli arbedenin ardından kalabalık dağılırken; tecavüz zanlısı, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.
--------------------------------------------------------------------------- -----
İnternette teşhir bitti
AKP yönetimi Üsküdar olayına el koydu, açıkta içki içen vatandaşların teşhir edildiği bölüm yayından kalktı. AKP`li Ömer Çelik, `Asıl teşhir eden cezalandırılmalı` dedi
ABDULLAH KARAKUŞ Ankara, İSTANBUL Milliyet
AKP yönetimi, Üsküdar Belediyesi`nin Salacak Sahili ile park ve korularda açıkta alkol alan vatandaşlara para cezası kesmesi ve bu kişileri belediyenin resmi internet sitesinde teşhir etmesine müdahale etti.
AKP`nin yerel yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Ergün, Milliyet`in haberi üzerine dün Üsküdar Belediye Başkanı Mehmet Çakır`ı arayarak parklarda içki içenlere ceza kesilebileceğini, ancak bunun internetten teşhir edilmesinin doğru olmadığını söyledi. Üsküdar Belediyesi de akşam saatlerinde internet sitesinde, vatandaşlara alkol aldıkları için yazılan cezaların yer aldığı Encümen Kararları bölümünü yayından kaldırdı. Milliyet`in gündeme bomba gibi düşen dünkü manşetinin ardından CNN Türk`ün sorularını yanıtlayan AKP Adana Milletvekili Ömer Çelik, ceza kesilen vatandaşların internetten teşhir edilmesinin parti içi disiplin kurulları tarafından cezalandırılması gerektiğini söyledi.
Genel merkez uyarısı
Bu arada AKP Genel Başkan Yardımcısı Ergün, dün Çakır`ı arayarak teşhir uygulamasından vazgeçilmesini istedi. Milliyet`in sorularını yanıtlayan Ergün, `Ceza vermek ayrıdır, teşhir etmek ayrıdır. Bunları birbirine karıştırmamak gerekir` dedi. Ergün, parklarda içki içmenin belediye ve kabahatler kanununa göre suç olduğunu da sözlerine ekledi.
`NTV`ye Sorun` programında ise Üsküdar Belediye Başkanı Mehmet Çakır ile Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ümit Kocasakal da konuyu tartışmak için Celal Pir`in konukları oldu. Ancak Çakır Kocasakal`la aynı programa çıkmayı kabul etmedi. Bunun üzerine, Çakır ve Kocasakal programa ayrı ayrı katıldılar.
Kocasakal, programda, Zabıta Yönetmeliği`ne dayanılarak kesilen cezanın hukuki dayanağı olmadığını belirtti.
Başkan Çakır bütün belediyelere çağrı yaptı
Uygulamayı savunan Başkan Mehmet Çakır, bugüne kadar 630 kişiye ceza kestiklerini belirterek, `İstanbul`da bütün belediyeler aynı uygulamayı yapalım, bütün bu yeşil alanlarda ve parklarda bu nahoş hadiseyi hep beraber kaldıralım` dedi.
Cezaları vatandaşların şikayeti üzerine kestiklerini anlatan Çakır, banklarda yatan veya yemek yiyenlerle ilgili herhangi bir şikayet olmadığı için ceza kesmediklerini söyledi. Ceza kesilenlerin teşhir amacıyla internet sitesinde isminin yayımlanmadığını, uygulamanın `şeffaflık` olduğunu savunan Çakır, `Bütün kararların yayımlanmasını yönetmelik emrediyor` dedi
--------------------------------------------------------------------------- -----
Geçici işçiye kadroda maliyet engeli çıktı
Geçici işçi statüsündeki 207 bin işçiyi kadroya almayı planlayan hükümet, 648 milyon YTL`lik maliyet engeliyle karşılaştı. Geçici işçilerle ilgili son kararı Bakanlar Kurulu verecek
EKONOMİ SERVİSİ
Hükümet, geçici işçi statüsündeki 207 bin işçiyi kadroya almanın yollarını arıyor. NTV`nin haberine göre, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu`nun ilgili kurumlarla yaptığı çalışmaların ardından bu işçilere kadro verilip verilmeyeceğine Bakanlar Kurulu karar verecek.
Kurula sunulacak raporda, işçilerin kadroya alınması durumunda merkezi yönetimlere 92 milyon YTL, KİT`lere 230 milyon YTL, mahalli idarelere ise 326 milyon YTL ek yük geleceği tahmin ediliyor.
Maliyet 648 milyon YTL
Toplam 648 milyon YTL`lik maliyetin bütçe dengeleri açısından karşılanabilir bir rakam olmadığı ifade ediliyor. Söz konusu tutarın 240 milyon YTL`si ise vergi ve SSK kesintisi olarak kamuya geri dönecek.
Kamuda geçici işçi istihdamının dayanağını bütçe kanunları oluşturuyor. Ancak, bu işçiler genel olarak sürekli veya dönemsel tekrarlanan işlerde çalıştırıldıkları için iş mevzuatı açısından geçici işçi olmaktan çıkıp sürekli işçi statüsüne giriyorlar.
Bakanlar Kurulu için hazırlanan rapora göre, 2006 yılında 6 ay ve daha fazla süreyle istihdam edilen toplam 207 bin 892 geçici işçinin 36 bin 659`u merkezi yönetimde, 26 bini KİT`lerde, 145 bin 233`ü mahalli idarelerde bulunuyor.
Bu işçilerden 33 bini 6 aydan daha az süreyle istihdam edilen işlerde çalışıyor. Yangınla mücadele işçileri bu kapsamda yer alıyor.
Geçici işçilerin dağılımıMerkezi yönetim:36 bin 659KİT`ler:26 binMahalli idareler:145 bin 233 [ Milliyet ]
--------------------------------------------------------------------------- -----
Subaylara ekonomi ve politika dersi
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), kendi içinde düzenleyeceği eğitim programlarıyla ekonomi, siyaset ve güncel askerî konular üzerinde deneyimli personel yetiştirecek.
Ekonomi ve siyaset konusunda eğitim başlatmaya hazırlanan TSK'nın, Genelkurmay Başkanlığı'nda verilecek 'Komutanlık ve Karargâh Subaylığı Öğrenimi' derslerine yüzbaşı, binbaşı ve yarbaylar katılabilecek.
Eğitim programına temel oluşturacak, Genelkurmay Başkanlığı'nın hazırladığı, 'Harp Akademileri Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı' TBMM Milli Savunma Komisyonu'nda ele alınacak. Tasarıya göre, komutanlık karargâh subaylığı öğrenimi ilk olarak 'açıköğretim' biçiminde teşkilatlandırılarak uzaktan eğitim metoduyla başlayacak. 5 ay devam edecek olan uzaktan eğitimin ardından başarılı olan personel, karargâha çağrılarak özel eğitim programına dahil edilecek. 5 ay sürecek olan yüz yüze eğitimde başarılı olan subaylar, önemli pozisyonlarda görevlendirilecek. Siyaset, ekonomi ve güncel askerî konularda verilecek eğitime kurmay sınıfındaki subaylar hariç tüm subay ve astsubaylıktan subaylığa geçenler katılabilecek.
Sicil amirleri tarafından kendisi ya da eşinin davranışları hakkında olumlu sicil alamamış personel bu eğitime alınmayacak. Daha sonra çıkarılacak bir yönetmelikle 'yıllık geçerlilik notu' belirlenerek bu notun altında kalan subayların eğitimine son verilecek. Eğitim programındaki dersleri, üniversitelerden çağrılan öğretim üyeleri, TSK'da görevli subaylar verecek. Program boyunca eğitime katılacaklar için, çeşitli kongre, konferans, seminer ve benzeri bilimsel toplantılar düzenlenecek.
Tasarıda, sürekli olması düşünülen eğitim programının gerekçesi olarak, ileri ve nihai mesleki gelişim evrelerinde bulunan özellikle yüzbaşı, binbaşı ve yarbay rütbelerindeki subayların, çağın dinamik eğitim yapısı içerisinde öğrenime tabi tutulması gösteriliyor. Fatih Atik, Ankara [ Zaman ]
--------------------------------------------------------------------------- -----
Pompa operasyonu
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) ardından, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı da akaryakıt istasyonlarına yönelik denetimlere hız verdi. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'na bağlı Ölçüler ve Standartlar Genel Müdürlüğü, EPDK ile imzalanan protokol kapsamında, akaryakıt istasyonlarındaki pompa ve akaryakıtın standartlarının uygun olup olmadığını denetledi.
BENZİN YERİNE HAVA
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, akaryakıt istasyonlarındaki pompa denetimlerinde ilginç sonuçlarla karşılaştı.
Denetimlerde, pompaların büyük kısmının ayarının bilinçli olarak bozulduğu ve araçlara benzin yerine hava bastığı belirlendi. Örneğin, 100 litrelik akaryakıt almak isteyen bir araç sahibine, 100 litre verilmiş gibi gösterilmesine rağmen sadece 85 litre akaryakıt verildiği saptandı. Eksik benzin veren akaryakıt istasyonlarına çeşitli cezalar veren bakanlık, bozuk pompaların da değiştirilmesini istedi.
STANDARTLARA AYKIRI
Sanayi Bakanlığı, satılan akaryakıtın standartlara uygun olup olmadığını da inceledi. İstasyonlardan alınan numuneler, standartlara uygun olup olmadığının tespit edilmesi için TÜBİTAK'a gönderilirken, gelen sonuçlar, cezai işlem yapılması için EPDK'ya bildirildi. Sanayi Bakanlığı, akaryakıt numunelerinin standartlara uygun olup olmadığını anında tespit etmek için 41 aracını laboratuar haline getirdi. Teknik bazı ölçüm aletleri ile donatılan bu araçlarla, akaryakıt, istasyonda denetleniyor. Bu 41 araç yeterli gelmezken, Sanayi Bakanlığı, Maliye Bakanlığı'na 2007 yılında 50 aracın daha alınması için başvuruda bulundu.
Turuncu bayrak
SANAYİ Bakanlığı, sattığı ürün ve pompaları standartlara uygun olan akaryakıt istasyonlarına turizm sektöründe olduğu gibi 'turuncu bayrak' asılmasını planlıyor. Bakanlık, temiz akaryakıt istasyonlarına turuncu bayrak asılmasıyla ilgili teklifini EPDK'ya sundu. Ancak EPDK, akaryakıt sektörü ile ilgili incelemelerin tam olarak tamamlanmaması nedeniyle, bayrak uygulamasının bir süre daha bekletilmesini istedi.
Akaryakıt kaçağına yasal engel
ANKARA- Son dönemde Türkiye'nin gündeminden düşmeyen akaryakıt kaçakçılığında Meclis 5 yıla kadar hapis cezası öngören yeni bir düzenleme getirdi. Meclis Adalet Alt Komisyonu, Kaçakçılıkla Mücadele Kanun Tasarısı'na son şeklini verirken, 'Petrol ürünleri ve türevleri ile ilgili ceza hükümleri' başlığı altında yeni bir madde koydu. Tasarı metninin 4. maddesi olan bu düzenleme halen yürürlükte bulunan 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nda ve Petrol Kanunu'nda da bulunmuyor. Böylece Meclis ilk kez akaryakıt kaçakçılığı ile ilgili özel bir düzenlemeye gitmiş oluyor. Bu maddeyle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu hükümlerine göre akaryakıta katılması gereken ulusal markeri yetkisiz olarak üreten, satışa arzeden, satan, yetkisiz kişilerden satın alan, kabul eden bu özelliğini bilerek nakleden veya bulunduran kişilerin iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılmaları öngörülüyor. Ulusal marker içermeyen akaryakıtı gümrük bölgesinde satışa arzeden, satan, bulunduran, bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan, taşıyan veya saklayan kişi de iki yıldan beş yıla kadar hapisle cezalandırılıyor.
Tasarıya madde eklendi
ALT komisyonun tasarıya eklenen 4. maddeye ilişkin gerekçesi şöyle: 'Bu fiillerin her zaman doğrudan kaçakçılık suçunu oluşturmaması mümkün ise de ulusal markerin maddede belirtildiği şekilde üretilmesi, satılması ve ulusal marker katılmayan petrol ürünlerinin de keza piyasada satılması hareketleri, öncelikle kaçakçılık suçunun hazırlık hareketleri oluşturmaktadır. Bu sebeple, bu fiillerle ilgili ceza düzenlemelerinin Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nda bulunmasının uygulama açısından kolaylık sağlayacağı ve mücadelenin daha etkin yapılmasına katkıda bulunacağı düşünülmektedir.'
Volkan YANARDAĞ - AKŞAM
--------------------------------------------------------------------------- -----
Boşanmış ya da ayrı eşe koruma geliyor
Bakanlar Kurulunda dün kabul edilen bir tasarıyla "aile içi şiddet"e yönelik uygulanan koruma önlemlerinin kapsamı genişletiliyor. Adalet Bakanı Cemil Çiçekin verdiği bilgiye göre, tasarıyla boşanmış ya da ayrı yaşayan eş koruma kapsamına alınırken, şiddet uygulayan eş de hakim kararıyla bir sağlık kuruluşunda tedavi görmek zorunda bırakılacak. Yasadaki "Hákim mağdurların yaşam düzeylerini göz önünde bulundurarak tedbir nafakasına hükmeder" ifadesi de şu şekilde değiştiriliyor:
"Eğer şiddeti uygulayan kişi, aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan yahut katkıda bulunan kişi ise hákim bu konuda mağdurların yaşam düzeylerini göz önünde bulundurarak talep edilmese dahi tedbir nafakasına hükmedebilir."
[ Hürriyet ]
--------------------------------------------------------------------------- -----
DAVET`LE İHALE
AB, ihale yasasındaki istisnalar konusunda hükümeti eleştirmesine rağmen, `davet usulü ihale` kapsamı genişletiliyor. Kuruluşlar istediği firmayı çağırabilecek
Gülçin Üstün - Ankara
Hükümet, kamunun enerji, ulaşım, telekomünikasyon gibi sektörlerdeki yapım işlerini Kamu İhale Yasası kapsamından çıkarmaya hazırlanıyor. Havalimanı, köprü, tünel, otoyol, baraj, sulama ve doğalgaz depolama tesisi başta olmak üzere birçok işin nasıl ihale edileceğini belirleyen yeni düzenlemeye göre, ihale yöntemini seçme yetkisi kurumlara verilecek.
Böylece mevcut Kamu İhale Yasası`na göre afet, salgın gibi öngörülemeyen olaylar üzerine acil olarak yapılması gereken ihalelerde tercih edilebilen davet usulü ihale yönteminin serbestçe uygulanmasının ve ihalelere belirli firmaların çağrılmasının yolu açılacak.
Süreler kısalacak
Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Gerçekleştirilmesine İlişkin İhale Yasası Taslağı`na son şekli verildi. Önümüzdeki hafta ilgili kurumların görüşüne açılması planlanan taslakla kamu idareleri, mahalli idareler, KİT`ler, sosyal güvenlik kuruluşları ve fonlara ait bazı işlerin yapımı ile bazı hizmet işleri Kamu İhale Kanunu kapsamından çıkarılacak. Mesleki kuruluşlar ile vakıf yükseköğretim kuruluşlarının ihaleleri yeni düzenlemeye tabi olmayacak.
Enerji, su, telekomünikasyon, posta ve ulaştırma alanlarındaki ihalelerin daha hızlı gerçekleşmesini hedefleyen taslak bu haliyle yasalaşırsa, ihalelerin ilan ve itiraz süreleri de kısalacak.
Taslakta idarelerin ihale ilanında ve dokümanında belirtmek şartıyla açık ihale, pazarlık (davet) usulü, belli istekliler arasında ihale ve rekabetçi müzakere usulü yöntemlerinden birisini seçebileceği belirtildi. Savunma, güvenlik ve istihbaratla ilgili, gizlilik içinde yürütülmesi gereken yapım işleri kanuna tabi olmayacak.
Hangi işler taslak kapsamında?
Söz konusu taslak kapsamına girerek Kamu İhale Kanunu dışına çıkan işler şöyle:
`Köprü, tünel, otoyol, metro, raylı sistem, yeraltı otoparkı, sivil kullanıma yönelik deniz ve havalimanları ile otobüs terminallerinin yapımı işletmesi, yat limanları, baraj, sulama tesisi, içme-kullanma-endüstri suyu tesisi, arıtma tesisi, atık su uzaklaştırılması, çevre kirliliğini önleyecek yatırımlar, baraj, elektrik üretim-dağıtım-ve ticareti tesisi, katı atıkların toplanması ve taşınması, toptancı ve perakendeci halleri, fuar alanı yapımı-işletmesi, doğalgaz depolama tesisi yapımı, maden arama-çıkarma ve işletilmesi, kara-deniz-su-demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma hizmetleri.` [ Milliyet ]
--------------------------------------------------------------------------- -----
G. Afrika'da eşcinsel evliliğe izin
BBC - Turkiye
Güney Afrika Cumhuriyeti eşcinsel evliliklerine izin veren ilk Afrika ülkesi oldu.
Eşcinsel hakları savunucuları
İktidar milletvekillerine 'evet oyu kullanın' talimatı verdi
Parlamento, eşcinsel evliliklerine yasal statü kazandıran önergeyi 41'e karşı 230 oyla açık farkla onayladı.
İktidardaki Afrika Ulusal Kongresi, grup kararı alarak, evliliği 'kadın ve erkek arasındaki birliktelik' olarak tanımlayan yasada değişiklik yapılmasına destek verdi.
Dini grupların ve geleneksel kabile liderlerinin eleştirileri ile karşılaşan İçişleri Bakanı Nosiviwe Mapisa-Nqakula, Güney Afrika'nın eşcinsellere yönelik olumsuz tavır da dahil, ayrımcılık ve önyargının her türlüsüyle mücadele etmesi gerektiğini savundu.
Mapisa-Nqakula, geçmişin ancak böylesi bir tutumla geride bırakılacağını savundu.
Önergeye en şiddetle muhalefet edenlerin başında Afrika Hıristiyan Demokrat Partisi gibi küçük partiler geliyordu.
Bu partinin lideri Rahip Kenneth Meshoe, kararı destekleyenlerin Tanrı'nın gazabıyla karşı karşıya kalacağını savundu.
Bazı eşcinsel hakları savunucuları ise yasada yetkililere, vicdan ve dini inançlarına uymuyorsa törenleri yönetmeme hakkı veren bir maddeyi eleştirdi.
Güney Afrika'daki en yüksek mahkeme, bir yıl önce, anayasaya göre eşcinsellerin de evlenmeye hakkı olduğuna hükmetmiş ve parlamentoya bu konudaki yasayı değiştirmesi için bir yıl süre tanımıştı.
Eşcinsellik, Afrika'nın pek çok bölgesinde tabu kabul ediliyor. Eşcinselliği suç kapsamına alan ülkeler de var.
Hatta Nijerya'da eşcinsel evlilik törenlerine katılanların bile cezalandırılmasına yönelik bir yasa tasarısı gündemde.
Batı ülkelerinde ise son yıllarda eşcinsellerin birlikteliklerine yasal statü kazandırma yönünde adımlar atılıyor.
Hollanda, Belçika, İspanya ve Kanada eşcinsellerin evlenmesine izin verilen ülkeler.
İngiltere gibi bazı ülkeler ise evlilik yerine medeni birliktelik ya da hak ortaklığı adı altında eşcinsel çiftlere evli çiftlere tanınanlara paralel yasal haklar tanıyor.
Amerika Birleşik Devletleri'nde ise konu büyük tartışma yaratıyor ve sadece bir eyalette eşcinsel evlilikleri yasal sayılıyor.
New Jersey bu konuda düzenleme yapmaya hazırlanan ikinci eyalet.
ABD Başkanı George Bush ise eşcinsel evliliklerin yasaklanması amacıyla anayasada değişiklik yapılmasından yana.
--------------------------------------------------------------------------- -----
Babaların hatası için oğullardan özür istenmez
Sözde Ermeni soykırımıyla ilgili iddiaların bayraktarlığını yapan Fransa, konu Cezayir olunca tavır değiştiriyor. 1915'teki olaylardan Türkiye'yi sorumlu tutan Paris yönetimi, kendi sömürge geçmişiyle ilgili sorulara ise 'geçmişi tarihçilere bırakalım' karşılığını veriyor.
Ermeniler için Türkiye?yi suçlayan Sarkozy, Fransa?nın Cezayir katliamını geçmişe havale etti.
Resmi bir ziyaret için Cezayir'e giden Fransa İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy, "Babaların işlediği suçlar için oğullardan özür istenmez." diyerek ülkesinin çelişkili tavrını sürdürdü. Şehitler Anıtı'nı da ziyaret eden Sarkozy, yaşananları katliam ya da soykırım değil, 'ortak acılar ve yaralar' olarak niteledi. Fransa, 1954 ile 1962 yılları arasında bağımsızlık mücadelesi veren yaklaşık 1,5 milyon Müslüman'ı katletmişti. Sarkozy'nin ziyareti öncesinde bir açıklama yapan Cezayir Başbakanı Abdülaziz Belkadem, Fransa'nın sömürge döneminde işlediği suçları kabul etmesini istemişti.
Sömürgeciliğin adaletsiz olduğunu ve kökenleri ne olursa olsun çok sayıda insanın bundan acı çektiğini dile getiren Sarkozy, "Acılar, tek tarafta değil, her iki kesimde de oldu." şeklinde konuştu. Cezayir'e "dost" olarak geldiğini belirten Fransız bakan, "Yaralayan cümlelerden ve girişimlerden kaçınılmalı. Ve birbirimizi anlamaya çalışmalıyız. Ben de bunu yapmak için geldim." dedi. Ülkesinin meclisinin geçen yıl "okullarda sömürgeciliğin olumlu yönlerinin anlatılmasını" öngören bir yasa çıkardığını unutan Sarkozy, her tarafta da "küçük düşürücü" girişimlerin tekrarlanmaması gerektiğini kaydetti. Şehitliğin ardından Hıristiyan ve Yahudi mezarlığını ziyaret eden Sarkozy, buradaki açıklamasında "Cezayir, her tarafta da büyük acılar gördü. Bütün acıları hatırlamak gerekli." dedi. Öte yandan Sarkozy'yle görüşen Cezayir İçişleri Bakanı Yazid Zerhuni, Fransa ve Cezayir arasında imzalanması planlanan dostluk anlaşması için henüz ortamın oluşmadığını söyledi. İki ülke arasında geçen yıl imzalanması planlanan dostluk anlaşması, Cezayir'in Fransız Meclisi'nin çıkardığı sömürgecilik yasasına tepki göstermesiyle ertelenmişti. Mart ayında yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin favori adayı Sarkozy, Fransa'da sözde Ermeni soykırımını inkar edenlerin cezalandırılmasını öngören yasa tasarısına destek veriyor.
Ali İhsan Aydın - ZAMAN
--------------------------------------------------------------------------- -----
Hizmetler yönetmeliği onaylandı
Avrupa Parlamentosu, 25 üye ülkenin hizmet sektörleri arasında sınırları kaldırmayı amaçlayan yönetmeliği ezici bir çoğunlukla kabul etti.
Yönetmeliğin 2010 yılına kadar üye ülkeler tarafından iç hukuk haline getirilmesi gerekiyor
Avrupa Parlamentosu'nda bu yılın başlarında görüşülen yönetmelikte değişiklik talepleri üzerine Avrupa Komisyonu'nda yeniden ele alınmış sonra yeniden parlamentoya sevkedilmişti.
"Hizmet Yönergesi" ya da bu konuda ilk çalışmayı yapan Avrupa Komisyonu'nun iç piyasadan sorumlu eski üyesinin adıyla, Bolkestein Yönetmeliği; sosyal yardım, sağlık, ulaşım ve güvenlik gibi hizmetleri kapsamıyor.
Yönetmeliğin odağında ise, değişik Avrupa ülkelerinde faaliyet gösteren şirketlerin sadece resmen kayıtlı oldukları ülkenin yasalarına uymak zorunda olması prensibi yer alıyordu.
Fakat ''köken ülke'' adı verilen bu düzenleme Avrupa Parlamentosu'nda şubat ayında yapılan görüşmeler sırasında metinden çıkarıldı.
Yönetmeliğe karşı çıkanlar, şirketlerin sadece kayıtlı oldukları ülkenin yasalarına tabi olması anlamına gelen ''köken ülke'' prensibinin, işçi ve tüketici haklarına darbe vuracağını öne sürüyorlardı.
Yani, bir ülkede çalışma koşullarından, çevrenin korunmasına kadar bir dizi kurala uymak zorunda kalan şirketlerin, daha esnek kuralları olan ülkelere göç edeceği, bunun da işçi ve tüketici haklarına ilişkin yüksek standartları sulandıracağı yönünde bir endişe vardı.
Kabul edilen düzenlemeye göre, hükümetler, yabancı bir ülkede kurulu bulunan ama ikinci bir ülkede hizmet sağlayacak olan kişi ya da kuruluşlardan, ayrımcılığa neden olabilecek taleplerde bulunamayacak ya da meslek oda veya birliklerine üye olma koşulu getiremeyecek.
Yönetmeliğin kabul edilen son halinde, üye ülkelere ulusal çalışma yasaları, sosyal hizmetler, kamu sağlığı ve güvenliği konularında istisnalar getiriliyor.
Parlamento'nun onayı ardından yönetmelik hükümetlerarası foruma sevkedilecek. Bu yıl sonuna kadar onaylanması beklenen yönetmeliğin 2010 yılına kadar her üye ülke tarafından ulusal yasa haline getirilmesi gerekecek.
[ BBC Turkiye ]
--------------------------------------------------------------------------- -----
Eş yardımıyla tecavüze 15.5 yıl
İsmail AKDUMAN, (DHA)
Samsunda, komşularının kızı 16 yaşındaki E.Ç.ye, fuhuş yaptırmak amacıyla kaçırdıktan sonra tecavüz ettiği iddiasıyla yargılanan 36 yaşındaki Kadir Şentürke 15.5 yıl, ona yardımcı olan eşi 26 yaşındaki Nevin Şentürke ise 2.5 yıl hapis cezası verildi.
2.5 yıl önce yaşanan olayın karar duruşması Samsun 2nci Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmada, götürüldüğü evde kendisine alkol verildiğini anlatan E.Ç., "Kadir kendini bekar olarak tanıttı ve evlilik vaadiyle beni kaçırdı. Götürdüğü evde de bana tecavüz etti. Sonradan eşi olduğunu öğrendiğim Nevin ise ellerimi tuttu, bağırmamı engellemek için de ağzımı kapattı. Olayı başkalarına anlatmamam için beni öldürmekle tehdit ettiler" dedi.
"Kendi istedi" dedi
Kadir Şentürk, genç kızın kendi isteğiyle cinsel ilişkiye girdiğini savunarak, suçlamayı reddetti. Mahkeme, Kadir Şentürkü, genç kızı kaçırmak ve tecavüz suçundan 15.5 yıl, ona yardımcı olduğu suçlamasıyla eşi Nevin Şentürke 2.5 yıl, suça iştirak etmek suçundan da ev sahibi Sebahattin Şencana 6 ay hapis cezası verdi. [ Hürriyet ]
--------------------------------------------------------------------------- -----
`Yamyam` belgesel olacak
FRANKFURT Milliyet
Almanya`da mayıs ayında ömür boyu hapis cezasına çarptırılan yamyam Armin Meiwes`in yaşam öyküsünün belgesel yapılmasına mahkemeden izin çıktı. Meiwes, internette verdiği ilanlar sayesinde tanıştığı ve eşcinsel ilişkiye girdiği bilgisayar uzmanı Bernd Jürgen-Brandes`i kendi isteği üzerine öldürüp etlerini yemiş, yiyemediği kısmını da buzdolabında saklamıştı. Frankfurt Bölge Yüksek Mahkemesi, Meiwes`in belgeseli çeken ekiple en çok 3 kez ve her defasında en fazla 3 saat görüşmesine izin verdi. Kurbanını kendi isteği üzerine öldürdüğü için önce 8.5 yıl hapis cezasına çarptırılan yamyam Armin, daha sonra yeniden görülen davada ömür boyu hapis cezası almıştı.
--------------------------------------------------------------------------- -----
Sauna çetesi lideri Zengin tekrar Bakırköy'e gidecek
Sauna Çetesi davasında yargılanan çete lideri Kasım Zengin'in akıl sağlığı muayenesinin tamamlanamadığı ortaya çıktı. Mahkeme, Zengin'in muayenesinin yapılması için Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne tekrar yazı yazılmasına karar verdi.
Aralarında eski Emniyet Genel Müdür Vekili Ertuğrul Çakır, sanatçı İbrahim Tatlıses ve Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndan ihraç edilen Yüzbaşı Nuri Bozkır'ın da bulunduğu 18 sanıklı Sauna Çetesi davasına, dün Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Duruşmaya Kasım Zengin'le birlikte tutuklu 6 sanık ile tutuksuz yargılanan 3 sanık katıldı. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne gönderilmesine karar verilen Zengin için yazılan müzekkereye cevap verilmediğini söyleyen mahkeme başkanı, Kasım Zengin için Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne yazılan yazının cevabının beklenmesine karar verildiğini açıkladı. Metin Arslan, Ankara - Zaman
--------------------------------------------------------------------------- -----
y a z a r l a r
--------------------------------------------------------------------------- -----
İktidar uyuyor!
Güngör Mengi /VATAN (15.11.2006)
Canavarını kendi eliyle büyüten Frankeştaynın tecrübesini yaşıyoruz.
Trafik lambalarının bulunduğu kavşaklarda dilenen veya mendil gibi eşyalar satan çocukların bir gün büyüyeceğini ve istediği parayı zorla alacağını bilmek zorundaydık.
Polis kayıtları 500 bin kadar sokakta yaşayan ve sokakta çalışan çocuğumuz bulunduğunu gösteriyor.
Sayı göçlerle her gün yükseliyor, sokağın sahipsizliği bu
...